Aşağıdaki yazıyı Erdal Demirkıran'ın Dünyanın En Akıllı İnsanından Masallar kitabından aldım. Bu yazı aslında bazen iyilik yaparken, yardım ederken farkında olmadan nasıl kötülük yaptığımızı çok basit bir dille anlatıyor. Bakalım kendinizden bir şeyler bulacak mısınız?

Baba kurt, yavrusunu yalnız yaşamaya alıştırmak için her sabah erkenden avlanmaya gönderiyordu.

İlk gün eli boş döndü yavru kurt. Anne kurt dayanamadı ve ona kendi avını verdi. Akşam oldu. Baba kurt yuvasına geldiğinde, yavrusu annesinin avını kendisi avlamış gibi babasına götürdü. Babası yavrusuyla gurur duydu. Ertesi gün anne kurt, yavrusu "mahcup olmasın" diye diye avını yine yavrusuna verdi... Bu durum yıllarca böyle devam etti. Baba kurt her günün akşamında yavrusuyla gurur duyuyordu.

Gel zaman git zaman anne kurt öldü.

Devamı için kayıt olun...

Yorumlar  

#1
Bana balık verme balık tutmayı öğret yaklaşımının hayvanlar dünyasına uyarlanmış versiyonu.
Bizim toplumumuzda bu duruma çok sık rastlıyoruz.Her istediği önüne hazır halde getirilen çocuğun mücadele ruhu gelişmiyor ve yuvadan ayrıldığı zaman sudan çıkmış balığa dönüyor akabinde de hayatın gerçekleriyle yüzleşip büyük sıkıntılar çekiyor.
Bir annenin ve babanın belki de farkında olmayarak çocuğunu koruma ve kollama güdüsüyle ona yaptıkları en büyük kötülük bu olsa gerek.
Tamer 28 Mart 2011
#2
süpermen türk olsaydı asla süpermen olamazdı
ayhan 7 Temmuz 2013

Yorum yazmak için lütfen üye girişi yapın.

Günlüğümden Son 2 Yazı

  • Sana nasıl yardım edebilirim?

    Yaklaşık 7 sene önce çalıştığım işyerinde kendimi çok sıkışmış hissederken posta kutuma bir mesaj geldi. İçimizdeki Tanrıdan başlığını taşıyan bu mesaj şöyleydi: Pek çok ruh, bu dönemde dünyadaki kargaşa ve karışıklık için bir çözüm arıyor. Bu...

    Devamını oku...

  • Mutlu olmayı bekleyenlerden misiniz?

    Geçtiğimiz günlerde bir danışanım sevgilisinden ayrıldığını söyledi. Nedenini sorduğumda "Beni mutlu etmiyordu" diye bir cevap verdi. Bu cevaba çok şaşırdım. Beni mutlu etmiyordu demek, "Ben kendi başıma mutlu olmayı beceremiyorum, gelen beni...

    Devamını oku...

Yüzleri Gülenler...

Yaşam Koçluğu Alanlar - Ayşe YılmazHayatımı, milattan önce ve milattan sonra olmak üzere ikiye ayırmak istiyorum. Hakan'dan önceki ve sonraki zaman.

Sana ilk defa geldiğimde sıcak bir yaz günüydü. Ben panik haldeydim. Özellikle işimi kaybetme korkusu içindeydim, evlenmek daha doğrusu çocuk sahibi olmak için çooook acelem vardı.  Aslında her şey için acelem vardı. Konuşmak için bile çok acelem vardı. Kafamda bütün düşüncüler darmadağınık halde, uçuşup duruyorlardı. Her şey karmakarışıktı. Ne istediğini bilemeyen bir Ayşe vardı. Çok şey isteyen ama net olarak ne istediğini anlamayan bir Ayşe.

Yaklaşık 2 ay her haftasonu yapılan görüşmeler benim kendimi tanıma sürecimdi. Her görüşme benim için yeni bir farkındalık yeni bir kendimi keşfetme süreci. Çoğu zaman ben bile kendimi daha doğrusu düşüncelerimi tanıyamadım. Sanki içimde benim tanımadığım şu anki halimden çok farklı bir Ayşe vardı. Bana göre çözülmesi gereken bir Ayşe. Senle görüşmelerde önce sakinliği, ne istediğimi net olarak istemeyi öğrendim. Karşı tarafı değil kendimi tanımayı, kendimin neye ihtiyacı olduğunu, karşı tarafın ne istediğini, hissettiğini anlamaya çalıştım. BEN ve SEN kelimelerinin ne kadar önemli ve ne kadar dikkatli kullanılması gerektiğini, kelimlerin büyüsünü, isteklerimizde doğru kelimeleri kullanmayı. Daha doğrusu yeni bir yaşamı fark ettim. Daha önce kendime göre doğru, fakat yanlış olan pek çok şeyi fark ettim.

Her haftasonunu iple çeker hale gelmiştim. Bu hafta sonu neler konuşacağız ve ben bu hafta ne farklılık yaşayacağım. Oyun gibiydi. Zevkli bir oyun.   Sıkılmadan oynanan bir oyun. Süprizlerle dolu bir yaşam. Monotonluktan süprizlerin olduğu yaşama geçiş. Her konuştuğumuz konudan sonra o konuyla ilgili pozitif gelişmeler oldu. Yöneticimin çok fazla benim yanımda olmamasından bunu hissedemediğimden konuştuk, tam benim konuştuğum gibi bunu bana hissettiren bir yönetici geldi hayatıma. Senin dediğin gibi, ben hazır olduğumda ben neyi net olarak istediğimi bilip bunu evrene ilettiğimde hayatımda da bunla ilgili farklılıklar gelmeye başladı. Rüya gibi, önce düşünüyorsun sonra yaşıyorsun.

Özel hayatımda bana uygun insanlarla tanışmaya başladım. Uzun süredir bu tarz insanları arıyordum, ama nedense daha önceki düşünceme göre beni bulmuyordu. Ama artık şimdi buluyor. Neden mi? Ben hazırım artık, ne istediğimi biliyorum, net olarak söylüyorum. O insanları da çekiyorum, hayatıma dahil ediyorum. Çok zevkli.

Önce ben değişince hayatımdaki her şey de değişiyor. Bu hafta ne değişecek, merakla bekliyorum. Bunu da yazmadan geçemeyeceğim. Olayları bütün olarak görmüyordum. Evlenmeyi çok isteyen biri. Ama bu pakette karşı tarafın ailesi, memnun edilmesi gereken birçok insan da var bu pakett. Ben o kadar odaklanmıştım ki olayın diğer tarafına, bunlar bile aklıma gelmiyordu. Bunlarda daha geniş düşünmeyi de öğrendim, fark ettim. Şimdi nasıl konuşmam, nasıl istemem, nasıl düşünmem gerekiği konusunu biliyorum, hayatımda fark yaratacak kadar en azından. Bu bahar, bu yaz harika olacak eminim buna.  Beni bana tanıttığın için teşekkürler. Bakalım sırada neler var, ben de merak ediyorum.

Ayşe Yılmaz, Bankacı - Nisan 2010

Devamını oku

Tüm yüzleri gülenler için tıklayın