Nisan ayından itibaren uzaktan haftada iki kez ücretsiz meditasyon 🧘‍♂️🧘‍♀️ yaptırıyorum. Programda her gün 3 farklı çalışma var. Program için tıklayın.
Bir süredir "Hakan Bey, biz sizin kadar şanslı değiliz" diye e-postalar alıyorum. Bu şansı ömrüm boyunca çalışarak yarattığımı, bazı şeyleri -sunulan şey hoş göründüğü anda bile- reddederek içimdeki sesi dinleyen seçimler yaptığımı anlatmaya çalışıyorum. Internet'te bu konuda araştırma yaparken şans ve şanssızlık üzerine 10 yıldır deneyler yapan psikoloji profesörü Richard Wiseman`ın sitesine rastladım. Aşağıdaki yazının bir kısmı daha önce Türkçe'ye çevrilmiş. Ben de kendisinin sitesindeki etkileyici örnekleri çevirerek yazıya ilaveler yaptım. Özellikle şanssız olduğunu düşünenlerin okumasını öneririm.

Neden bazı insanlar inanılmaz derecede şanslıyken, diğerleri hak ettikleri olanaklara asla sahip olamaz? Bir psikolog, yanıtı bulduğunu söylüyor. "10 yıl önce, şansı araştırmaya başladım. Neden bazı insanların hep doğru zamanda doğru yerde olduğunu, diğerlerinin ise sürekli olarak şanssızlıklarla boğuştugunu merak ediyordum. Ulusal gazetelere ilan vererek kendilerini her zaman şanslı ya da şanssız hisseden insanların benimle temasa geçmelerini rica ettim.

Yüzlerce erkek ve kadın, araştırmam için gönüllü oldu. Yıllar boyunca, onlarla söyleşiler yaptım; yaşamlarını gözlemledim ve deneylere katılmalarını sağladım. Sonuçlar gösterdi ki insanlar, neden şanslı ya da şanssız olduklarını tam olarak bilemeseler de düşünceleri ve davranışları, bu durumu büyük ölçüde etkiliyor.

Devamı için kayıt olun...

Yorumlar  

#1
Merhaba,

Her kötüden iyi bir olay çıkarmak gibi.Bu seferde polyana olmuyor mu insan ?
Belgin 4 Ocak 2010
#2
olmuş ya da olacak her kötü olayda kendimiz için hayırlı olanları bulup gözden kaçırmamak sanırım en iyiisi.
ebru 26 Nisan 2010
#3
İYİMSERLİK NASIL BİŞEY HEP YAPMAK İSTİYORUM

YARI YOLDA KALIYORUM
YAŞADIĞIM ŞARTLAR HAYAT BANA İZİN VERMİYOOOOOO
ZEYNEP 21 Ağustos 2010
#4
iş konusunda ne yapmak istemediğimi biliyorum fakat farklı olarak ne ve nasıl yapabilirim konusunda sezgilerimi açık tutmama rağmen henüz bir ipucuna rastlamadım......duyularım yeterince açık mı değil? yoksa sabır gösterip beklemem mi gerekir?
SERAP 14 Nisan 2011
#5
Aslında ben olaya iyi yönünden bakanlardanım. ama anlamadağım hayatım boyunca kötü olayarın hep birbirini çekmesi ve mıknatıs etkisi yapması. ya herşey çok iyi yada herşeyin berbat olması.. bu durumu aşmak için ne yapmalıyım bilmiyorum. farkında olmadan hayatı olumlu yada olumsuz hale getiriyorum. bunun için önerileriniz nelerdir? yani farkında nasıl olurum..
BİRGÜL YONCA KAPLAN 1 Eylül 2011
#6
içsel sezgilerinizi dinleyin... sezgilerimi dinlemek istiyorum,, genelde de doğru çıkıyorlar ancak şöyle bir sorun var.. mesela iş konusunda sezgilerime güvenemiyorum, paranoyaklık, önyargı ve sezgiye güvenmek arasında ince bir çizgi var.. sezgilerim bana birşey söylediğinde genelde engelliyorum kendimi,, "ya önyargılı yaklaşıyorsam" diyerek.. aradaki farkı nasıl ayırt edebilirim?
yasemen 5 Eylül 2011
#7
Ben çok şanslı biriyim...ve bu yazıyı okuduktan sonra neden bu kadar şanslı olduğumu daha iyi anladım....teşekkürler
Banu 25 Eylül 2011
#8
Ben psikologun aratırmasına son derece katılıyorum. Hayata bakış açımız ne kadar pozitifse şansımız da o kadar açık olur. Kötümser olmak ve iyimser olmak bir alışkanlıktır. Kötümser olanların yaptığı en büyük hatalardan biri bakış açılarını değistirmemeleri ve bu nedenle negatifi kendilerine çekmeleridir. İyimser insanlar hayatın güzel şeyler getireceğini düşünürler ve bu nedenle fırsatlara açıktırlar ve de çogunlukla şanslıdırlar.
şerife erden 23 Ekim 2011
#9
Erkekliğin şanını kurtarmak adına yorum yazıyım dedim:)
Allah her insanı belirli özellik ve donanımlar ile bu dünyaya göndermiştir.Şans diye bir şey yoktur.hiçbirşey tesadüf değildir.
Karşılaştırmalı doğu batı ve sosyoloji eğitimi alan biriyim.
Peygamber efendimizin hayatını okursanız ne kadar "bize tabirimize göre"'şansızlıkların en alası başına gelmiştir.Aslında bu yazı şans değil. fırsatları. değerlendirebilme mekanizmasını anlatmış daha çok.
ALLAHA ŞÜKR RIZKI ARTTIRAN TEK ŞEYDİR.EZ CÜMLE VESSELAM.
yücel 24 Ekim 2012
#10
Allahım her iki dünyamızın da güzel olması için bize doğru davranabilme yetkinliği versin. Amin
Zehra UYANIK 9 Nisan 2013
#11
Bu gunden sonra her seyin daha da iyi olacagina inaniyorum :)
Menekse 4 Ocak 2014

Yorum yazmak için lütfen üye girişi yapın.

Günlüğümden Son 2 Yazı

  • Sana nasıl yardım edebilirim?

    Yaklaşık 7 sene önce çalıştığım işyerinde kendimi çok sıkışmış hissederken posta kutuma bir mesaj geldi. İçimizdeki Tanrıdan başlığını taşıyan bu mesaj şöyleydi: Pek çok ruh, bu dönemde dünyadaki kargaşa ve karışıklık için bir çözüm arıyor. Bu...

    Devamını oku...

  • Mutlu olmayı bekleyenlerden misiniz?

    Geçtiğimiz günlerde bir danışanım sevgilisinden ayrıldığını söyledi. Nedenini sorduğumda "Beni mutlu etmiyordu" diye bir cevap verdi. Bu cevaba çok şaşırdım. Beni mutlu etmiyordu demek, "Ben kendi başıma mutlu olmayı beceremiyorum, gelen beni...

    Devamını oku...

Yüzleri Gülenler...

Koçluk alanlarHep şanssızdım. İstediklerim oluyordu kimi zaman ama, tam istediğim gibi değil! Zaten çoğu da gerçekleşmiyordu. Herkes ne güzel yaşıyor, her istediğini yapıyordu. Peki ya zavallı ben...

Ama tabii böyle olmanın da çok iyi tarafları vardı. Böylece kaderdaşlarımla(!) karşılıklı kahve içip bol bol şikayetlenip vızıldanma şansımız oluyordu. Zaten konuşacak başka bir şey de yoktu ki!

İşte tam da böyle kaptırmış giderken içimde bir yerde `artık yeter` zilleri çalmaya başladı. Bir çare bulmak lazımdı. Gardırobumun içine tıka basa doldurduğum pantolon, kazak ve ayakkabıların bu konuda bana yardımcı olamayacağına karar verdim ve soluğu Hakan Arabacıoğlu`nun renklerle dolu evinde aldım. Unutmadan belirteyim, içeri girdiğimde ağlamaya çoktan hazırdım. Yaşasın, ne kadar talihsiz olduğumu bu kez beni çok iyi anlayacak birine anlatacaktım ve tabii ki o da beni onaylayacaktı. Tıpkı bugüne kadar herkesin yaptığı gibi...

E tabii ki öyle olmadı. çok şaşırdım, çünkü şimdiye kadar bildiklerim bilmediklerimle çarpışıyor ve ben başka toprakları keşfediyordum. Hem de bu topraklar başkasının değil, benim egemenliğimdeydi.

Kendimi bildim bileli içimde var olan `saçmalama, nereye gidiyorsun` hissiyle bir hayli cebelleşmek zorunda kaldım ve kazandım. Sabah uyandığım andan başlayarak başka bir şeyleri yaşamaya başladım. Üstelik saç rengimi, modelimi, şunu bunu değiştirmeden... Sadece kendim için gerekeni yaparak.

Kendimi ödüllendirmeyi öğrendim ilk olarak (hâlâ Eminönü'ne balık-ekmek yemeğe gitmedim ama olsun). Böylece kutlamanın ve kutlanmanın tadına vardım. Hem de dışarıdan alkış beklemeden... Hayatımın en önemli projesi için harekete geçtim. Bu da sadece birkaç saniye içinde oluverdi.

Hakan Arabacıoğlu ile çalışmaya bana çok iyi geleceğine inanarak başlamıştım doğrusu. Ancak yine de bu derece hızlı olacağını düşünmemiştim. Artık şaşkın değil, mutluyum. Üstelik de sadece kendim olduğum için...

Zeynep Vanlıoğlu, Dergi Editörü - Aralık 2009

Devamını oku

Tüm yüzleri gülenler için tıklayın