Bir süredir "Hakan Bey, biz sizin kadar şanslı değiliz" diye e-postalar alıyorum. Bu şansı ömrüm boyunca çalışarak yarattığımı, bazı şeyleri -sunulan şey hoş göründüğü anda bile- reddederek içimdeki sesi dinleyen seçimler yaptığımı anlatmaya çalışıyorum. Internet'te bu konuda araştırma yaparken şans ve şanssızlık üzerine 10 yıldır deneyler yapan psikoloji profesörü Richard Wiseman`ın sitesine rastladım. Aşağıdaki yazının bir kısmı daha önce Türkçe'ye çevrilmiş. Ben de kendisinin sitesindeki etkileyici örnekleri çevirerek yazıya ilaveler yaptım. Özellikle şanssız olduğunu düşünenlerin okumasını öneririm.

Neden bazı insanlar inanılmaz derecede şanslıyken, diğerleri hak ettikleri olanaklara asla sahip olamaz? Bir psikolog, yanıtı bulduğunu söylüyor. "10 yıl önce, şansı araştırmaya başladım. Neden bazı insanların hep doğru zamanda doğru yerde olduğunu, diğerlerinin ise sürekli olarak şanssızlıklarla boğuştugunu merak ediyordum. Ulusal gazetelere ilan vererek kendilerini her zaman şanslı ya da şanssız hisseden insanların benimle temasa geçmelerini rica ettim.

Yüzlerce erkek ve kadın, araştırmam için gönüllü oldu. Yıllar boyunca, onlarla söyleşiler yaptım; yaşamlarını gözlemledim ve deneylere katılmalarını sağladım. Sonuçlar gösterdi ki insanlar, neden şanslı ya da şanssız olduklarını tam olarak bilemeseler de düşünceleri ve davranışları, bu durumu büyük ölçüde etkiliyor.

Devamı için kayıt olun...

Yorumlar  

#1
Merhaba,

Her kötüden iyi bir olay çıkarmak gibi.Bu seferde polyana olmuyor mu insan ?
Belgin 4 Ocak 2010
#2
olmuş ya da olacak her kötü olayda kendimiz için hayırlı olanları bulup gözden kaçırmamak sanırım en iyiisi.
ebru 26 Nisan 2010
#3
İYİMSERLİK NASIL BİŞEY HEP YAPMAK İSTİYORUM

YARI YOLDA KALIYORUM
YAŞADIĞIM ŞARTLAR HAYAT BANA İZİN VERMİYOOOOOO
ZEYNEP 21 Ağustos 2010
#4
iş konusunda ne yapmak istemediğimi biliyorum fakat farklı olarak ne ve nasıl yapabilirim konusunda sezgilerimi açık tutmama rağmen henüz bir ipucuna rastlamadım......duyularım yeterince açık mı değil? yoksa sabır gösterip beklemem mi gerekir?
SERAP 14 Nisan 2011
#5
Aslında ben olaya iyi yönünden bakanlardanım. ama anlamadağım hayatım boyunca kötü olayarın hep birbirini çekmesi ve mıknatıs etkisi yapması. ya herşey çok iyi yada herşeyin berbat olması.. bu durumu aşmak için ne yapmalıyım bilmiyorum. farkında olmadan hayatı olumlu yada olumsuz hale getiriyorum. bunun için önerileriniz nelerdir? yani farkında nasıl olurum..
BİRGÜL YONCA KAPLAN 1 Eylül 2011
#6
içsel sezgilerinizi dinleyin... sezgilerimi dinlemek istiyorum,, genelde de doğru çıkıyorlar ancak şöyle bir sorun var.. mesela iş konusunda sezgilerime güvenemiyorum, paranoyaklık, önyargı ve sezgiye güvenmek arasında ince bir çizgi var.. sezgilerim bana birşey söylediğinde genelde engelliyorum kendimi,, "ya önyargılı yaklaşıyorsam" diyerek.. aradaki farkı nasıl ayırt edebilirim?
yasemen 5 Eylül 2011
#7
Ben çok şanslı biriyim...ve bu yazıyı okuduktan sonra neden bu kadar şanslı olduğumu daha iyi anladım....teşekkürler
Banu 25 Eylül 2011
#8
Ben psikologun aratırmasına son derece katılıyorum. Hayata bakış açımız ne kadar pozitifse şansımız da o kadar açık olur. Kötümser olmak ve iyimser olmak bir alışkanlıktır. Kötümser olanların yaptığı en büyük hatalardan biri bakış açılarını değistirmemeleri ve bu nedenle negatifi kendilerine çekmeleridir. İyimser insanlar hayatın güzel şeyler getireceğini düşünürler ve bu nedenle fırsatlara açıktırlar ve de çogunlukla şanslıdırlar.
şerife erden 23 Ekim 2011
#9
Erkekliğin şanını kurtarmak adına yorum yazıyım dedim:)
Allah her insanı belirli özellik ve donanımlar ile bu dünyaya göndermiştir.Şans diye bir şey yoktur.hiçbirşey tesadüf değildir.
Karşılaştırmalı doğu batı ve sosyoloji eğitimi alan biriyim.
Peygamber efendimizin hayatını okursanız ne kadar "bize tabirimize göre"'şansızlıkların en alası başına gelmiştir.Aslında bu yazı şans değil. fırsatları. değerlendirebilme mekanizmasını anlatmış daha çok.
ALLAHA ŞÜKR RIZKI ARTTIRAN TEK ŞEYDİR.EZ CÜMLE VESSELAM.
yücel 24 Ekim 2012
#10
Allahım her iki dünyamızın da güzel olması için bize doğru davranabilme yetkinliği versin. Amin
Zehra UYANIK 9 Nisan 2013
#11
Bu gunden sonra her seyin daha da iyi olacagina inaniyorum :)
Menekse 4 Ocak 2014

Yorum yazmak için lütfen üye girişi yapın.

Günlüğümden Son 2 Yazı

  • Sana nasıl yardım edebilirim?

    Yaklaşık 7 sene önce çalıştığım işyerinde kendimi çok sıkışmış hissederken posta kutuma bir mesaj geldi. İçimizdeki Tanrıdan başlığını taşıyan bu mesaj şöyleydi: Pek çok ruh, bu dönemde dünyadaki kargaşa ve karışıklık için bir çözüm arıyor. Bu...

    Devamını oku...

  • Mutlu olmayı bekleyenlerden misiniz?

    Geçtiğimiz günlerde bir danışanım sevgilisinden ayrıldığını söyledi. Nedenini sorduğumda "Beni mutlu etmiyordu" diye bir cevap verdi. Bu cevaba çok şaşırdım. Beni mutlu etmiyordu demek, "Ben kendi başıma mutlu olmayı beceremiyorum, gelen beni...

    Devamını oku...

Yüzleri Gülenler...

Bir yerlerde kendimden vazgeçmiş, kendimi yalnız bırakmıştım. Öyle bir yalnızlık ki bu, kendime değer vermediğim, ama başka herkesten değer istediğim, takdir görmeyince öfkelendiğim, öfkelendikçe çıkmazlara sürüklendiğim, aslında derinlerde kendimi yalnız bıraktığım için kendime kızdığım, bu kızgınlığı olaylarda patlattığım, sonra neye kızdığımı bile unuttuğum, suçladığım, ‘neden niye’lerde boğulduğum, asla sorumluluk almak istemediğim, her olay için yeni bir suçlu aradığım bir dönem yaşıyordum. Yine mutsuz ve çevreme –aslında kendime– öfkeli olduğum bir gün tesadüfen Hakan Bey’in web sitesine denk geldim. Çok da inceleme yapmadan sitede yer alan telefon numarasını aradım.

Telefon cevap vermedi, bu defa mail yazdım, “Yaşam koçluğu nedir bilmiyorum ama bana ne yapacağımı ne yapmam gerektiğini söyleyen birine ihtiyacım var” diye başladım. Ben şöyle iyi eğitimliyim, böyle güzel donanımlıyım diyerek de kendimdeki tüm kusur(!)’ları kapatıp etrafımı suçlayacağımın sinyallerini vermiştim.
Hakan Bey’den gelen cevap; “Hayatınızın sorumluluğunu bir başkasına yüklemek isteğindesiniz, üzgünüm ama istediğiniz şey size ne yapmanız gerektiğini söylemem ise sizinle çalışamam” oldu… Şok oldum.

Yaşam koçu ne yapacağımı söylemekten başka ne yapardı ki? Sonra telefonundaki cevapsız çağrıyı görmüş olacak ki, az önce mailleştiği kişiyle konuştuğunu bilmeden “Birlikte neler yapabiliriz” diyerek beni aradı. Az önce mail yazanın ben olduğumu, sorumluluktan kaçmadığımı, ne kadar talihsiz olduğumu, hep kötü şeylerin(!) başıma geldiğini, ille de bana karşı herkesin ne kadar kabahatli olduğunu anlatmaya çalıştım. Sanki söyleyeceklerimi önceden biliyormuş gibiydi, ben bunları anlatırken beni durdurdu, birlikte çalışmamız için önce sorumluluk almam gerektiğini söyledi… Ortak bir payda bulduk ve sonuçta benimle çalışmaya ikna ettim onu. İlk görüşmemiz çok katı geçmişti. Bana duymayı kesinlikle istemediğim şeyleri söyledi. “Siz böyle olduğunuz için dünya bu haldedir” gibi. “Benzer benzeri çeker” gibi. İnanılmaz bir direnç içindeydim, Egomun beni korumak adına aslında mevcut durumu korumaya çalıştığını öğretti Hakan Bey bana.

Aslında kendi seçimlerimi yaşadığımı kabul ettim önce. Sonra seçimlerimi değiştirdim. Hayır cevabından korktuğum için kimseye hiçbir şey sormuyordum. Bana soru sormayı, talep etmeyi öğretti. Talebim karşılanırsa teşekkür etmeyi, karşılanmazsa da karşımdakine kızmamayı… Takdir edilmeye ve onaylanmaya ne kadar ihtiyaç duyduğumu fark ettirdi bana sorularıyla. Önce kendi kendimi takdir etmenin yaratacağı hazzı yaşamamı sağladı. Sonra karşılık beklemeksizin vermeyi öğretti… Veren el alan elden gerçekten üstünmüş, bunu gördüm Hakan Bey’le çalışırken.

Yaptığımız meditasyonlarla içimdeki öfkeyi akıttı, beni ben’le buluşturdu. Ben önce kendime yöneldim, kendimi sevdim. Sonra çevremdekiler beni daha çok sevdiler. Ben kendimi takdir ettim, çevremdekiler beni daha çok takdir ettiler. Ben karşılık beklemeden güzellikler yaptım çevremdekilere ve hiç yaşamadığım güzellikleri yaşamayı başladım… Ben hiçbir zaman mağdur olmamıştım aslında, mağdur olmanın getirdiği şefkati başka türlü nasıl alabileceğimi bilmiyordum sadece.

Hakan Bey bana ihtiyaçlarımı nasıl elde edeceğimi öğretti. Ve ben sevgi, saygı, özgüven gibi ihtiyaçlarımı önce kendim karşılıyorum artık. Yürüyüşüm bile daha dik. Konuşurken ses tonum değişti. Artık hayır cevabını almaktan korkmuyorum, taleplerimi söylüyorum, karşılanırsa teşekkür ediyorum, karşılanmazsa kızmıyorum. Çünkü ben artık kendi sevgi dilimin ne olduğunu biliyorum ve sevdiklerimin sevgi dilinin ne olduğunu öğrenip ona göre bir şeyler yapmaya çalışıyorum.

Hakan Bey bana çok şey öğretti. Her mail’ime cevap verdi, her sorumu yanıtladı. Cevaplarında beni nazlamak yerine gerçekleri söyledi hep. Buraya yazamayacağım kadar çok şey öğrendim; ama şunu özellikle söylemek isterim: Hakan Bey bana mutlu olmayı öğretti. Mutlu olmak gerçekten öğrenilen bir şey. Mutluluk hazinemi buldum ben artık. Bunun için kendisine çok teşekkür ederim. Dilerim sizler de bulursunuz mutluluk hazinenizi…

Burcu E., Ankara - Temmuz 2012

Devamını oku

Tüm yüzleri gülenler için tıklayın