9 Ekim - 22 Ekim tarihleri arasında İstanbul'dayım. Yüz yüze görüşmek için bana buradan telefonla veya eposta ile ulaşabilirsiniz

Etrafımdaki insanlara bakıyorum. Bazıları mutsuz, kaygılı, kafaları karışık.

Kafaları karışık çünkü hayattan ne istediklerini bilmiyorlar. İşin daha ilginç tarafı, ne istediklerini sormak akıllarına da gelmiyor. Biraz bunu düşündüm. İnsan ne istediğini kendisine sormaktan gerçekten kaçar mı diye... Ve gerçekten kaçabilirmiş, onu fark ettim. Gelin bakalım niye:

  • Bir kısmı kendi hayallerinin, istek ve arzularının peşinden gitmekten korkuyor. Çünkü kendi adımlarını attığında sorumluluk da onların olacak. Oysa başkalarının beklentilerine göre adım attıklarında hep suçlayabilecekleri, "senin yüzünden böyle oldu" diyebilecekleri birileri var. Sorumluluk almaktan, kendi hayallerini gerçekleştirirken başarısız olma ihtimalinden korkuyorlar.
  • Birçoğunun dışarıya verdiği bir "resim" var. Bu resim genelde çok güçlü, çok başarılı bir insan resmi. Kendi seçtikleri yolda başarısız olurlarsa; rezil olmaktan, yıllardır üzerinde çalıştıkları o resmi kaybetmekten korkuyorlar. Oysa hayat kayboluyor... Yanlış adım atmak yerine hiç adım atmamayı seçiyorlar.
  • İçlerindeki çocukla içlerindeki anne-babanın istekleri çelişiyor. Hayatlarını yönetmeye henüz başlamadılarsa, kulaklarındaki anne-baba sesi baskın geliyor. Kimisi onları üzmekten, kimisi başaramazsa onaylanmamaktan, hatta sevilmemekten korkuyor. Bu anne-bana sesini kısıp kendi iç sesini açabilmek öğrenilmesi gereken bir süreç.
  • Birçoğu "Ya sevdiğim işi ya da çok para kazanacağım işi yapmalıyım" diye düşünüyor. Arada bir yerde ne oldu da hem sevdikleri hem de bol kazanabilecekleri bir işi aramaktan vaz geçtiler bilmiyorum. Oysa maddi olarak da büyük zenginliği yakalamış insanların, sanki ağız birliği etmişçesine söylediği bir şey var: İşini aşkla yaparsan para zaten gelecektir. Yıllar önce, dünyada oldukça ses getiren reklamları yaparken Benetton'un reklamcısına sormuşlardı. "Ne zaman tatil yapıyorsunuz?" diye. "Ben her gün tatil yapıyorum" demişti. İşte böyle tatil yapar gibi zevk alarak çalışacağımız bir işin peşinde olsak?
  • Bir kısım insan da hayalinin gerçek olmasından korkuyor. Hayallerine kavuşursa sanki yerine yeni bir hayal koyamayacağını sanıyor.

Peki bütün bunlardan sonra, "Ben ne istiyorum?" sorusunu kendinize sormaya ve kendi istediğiniz adımları atmaya karar verdiniz. Bu sorunun yanıtını nasıl arayacaksınız? Oturup meditasyon yapar gibi gözlerinizi kapayıp "Ben ne istiyorum, ben ne istiyorum?" diye tekrar mı edip duracaksınız?

Bence bu kadar abartacak bir şey yok. Çünkü sizin de aşkla, tutkuyla yaptığınız şey bu kadar yılda zaten bir yerlerden ortaya çıkmıştır. Ben ortaokul 3. sınıf bitene kadar teneffüse bile çıktığımı hatırlamıyorum. Çünkü her teneffüste yanımda götürdüğüm flütümü çalardım. Evde de meşhur şarkıcıların kasetlerine flütümle eşlik ederdim. Saatlerce sürerdi bu. Bunu bir çocuğa zorla yaptırabilir misiniz? İşte tutku böyle bir şey. Hayatınıza bir bakın, bu kadar tutkuyla yaptığınız neler vardı?

Siz de yukarıda saydığım kişilerden bazılarına benziyorsanız, gelin yeniye doğru bir adım atalım. Günlük koşuşturmacalarımızdan başımızı kaldırıp şu üç sorunun yanıtını arayalım: 90 yaşında kendinizi nasıl görmeyi hayal ediyorsunuz? Şu anda o yolda mı yürüyorsunuz? O 90 yaşındaki hayalinize varmak için şu anda hayatınızda yapabileceğiniz en küçük değişiklik nedir?

Bazen bir soru bir hayat değiştirir. Bugünden yarına değil ancak çok ileriye baktığınızda ne istediğinizi çok daha rahat bulacaksınız.

Bu yazı 28.11.2009 tarihli Habertürk gazetesinde yayınlandı.

İlgili Yazılar

Yorumlar  

#1
Yazıyı okurken sizin fülüt tutkusuna benzer olayları düşünüyordum. Zorlama ile olmaz ki kişinin onu istemesi lazım tutkuyla. Küçükten beri bende kendi işim olsun isterdim. ikinci denememde büfe işine sahip oldum. ancak tamda benim istediğim iş bu değildi. Çok istediğim o işi mutlaka kuracağım. Size söz veriyorum.
erkan tekin 2 Aralık 2009
#2
Hakan bey selamlar,ben 90 yaşında nerede ve nasıl olduğumu burada sizlerle paylaşabilirmiyim?
Yoksa sihri bozulmaması açısından,kendime mi saklamalıyım?
Sevgi ve saygılar.
Gönül 12 Aralık 2009
#3
Selam Hakan bey,
90 yaşında kendinizi nasıl görmeyi hayal ediyorsunuz? sorusuna cevap verebilirim,diğer iki sorunun ceveplarını bilmiyorum,yaratıcı olamıyorum.
Sizin veya katılımcı arkadaşlarımızın diğer iki soru için
bir paylaşımı olursa çok faydalı olacaktır.
Mesajım uzun geldi.Hayalim bir yukarıdaki gönderide.....
Gönül 15 Aralık 2009
#4
Güzel sakin bir sahil kentinin,şirin bir köyünde,kendi ellerimle yetiştirdiğim ağaçların,meyve ve sebzelerimin arsındayım.Bir sürü kedi ve köpeğim var,bir o kadarda civarda,hepsinin bakımları yapılıyor,karınları tok.
Yıllar önce aklıma düşen zeytin ağacı yetiştirme fikrini çoktan gerçekleştirdim,defalarca sevdiklerimle zeytinlerimi paylaştım.
Denize bakan bahçe içindeki şirin sağlık dolu evimin bitişiğindeki, hobi-el sanatları atölyemize,yıllarca emek verdiğim, çocuklar için
çalışan derneğimizden gelen minik konuklarımızı ağarlıyorum.
Denize açılıyoruz onlarla,gezdiğim yerleri,yaşadıklarımı paylaşıyorum,resim yapıyoruz,kitap okuyoruz,el becerisi kazanıp geri dönüyorlar her sene..
Tabi torunlarımda var yanımda.
Sağlıklıyım ama eskisi gibi dağ bayır gezip,denize dalamıyorum.
Yağlı boya tablolar,el emeği işlerim halen istek alıyor.
Gönül 15 Aralık 2009
#5
Maddi bir kaygım yok, çünkü;
yeteneklerim ve hayatta en iyi yapmayı bildiğim becerilerim sayesinde kurduğum işimden hem kendime,hem aileme vede
sevdiklerime yararlı olabiliyorum.
Bu yaşıma kadar çok güzel dostluklar kurdum,etrafımda tüm bu saydıklarımı yapabilmemde hem maddi,hemde manevi yönde
yardımcı olacak harika insanlarla karşılaştım.
Ayrıca;-)oksan yaşına geldiğimde memleketim Atatürk'ün arzu ettiği medeniyetler seviyesine çoktan gelmiş,bir çok alanda ilerleme kaydetmiş olmalıdır.
Sevgiler.
Gönül 15 Aralık 2009
#6
bu yazıda kendimi göremiyorum artık. evet 3. sınfta bach dinlerdim şimdi ortalıkta ne müzik var nede mozart.
cemali 22 Aralık 2009
#7
Bu başlığın altında yeni yılınızı kutlamak istiyorum,başta Hakan bey ve diğer tüm katılımcıların yeni yılı kutlu olsun,güzellikler,müjdeler getirsin.Sevgi ve saygılar.
Gönül 31 Aralık 2009
#8
yazınızı çok önce okumuştum tekrar okudum .ben işimi sizin deyiminizle tatilde imiş gibi yapıyorum . sonra 52 yaşında ud dersi almaya başladım ve akşamları en az 2 -3 SAAT ÇALIŞIYORUM .geçmişte yapamadıklarımı şimdi yapmaya çalışıyor ve zaman ayırıyorum. siz benim hayztımda altı çizili olanlardansınız teşekkürler sevgiler benden
meral horsanlı 29 Mart 2010
#9
Merhaba... yazıyı yeni okudum belkide daha önce okumuştm ama şimdi böylesine hissederk okudum.Geç oldu ama yakınlarda hala bu yazıyı okuyan ve cevap yazan olursa dinlemek istiyorm.Çünkü bence ne istediğini bilmek zaman zaman dönülüp bakılması gereken bi konu.Ne istediğimi bilemeyecek akdar karşk dönemler geçiriyorm bu ara.İstediğini bulan biri varsa yazsın lütfen ve siz nasıl farkına vardınız bunun?
nisa 27 Ekim 2010
#10
Hakan bey öncelikle siteniz için teşekkürler,

Beyazlaşmış saçları, inci küpeleri ve kırmızı rujlu bir büyükanne olarak huzurlu bir hayat sürdüğü görebiliyorum. Etrafımdakilere ışık saçan, huzur veren bir büyükanne:-))
perin 1 Kasım 2010
#11
Bir sahil kasabasında, arkası dağa önü denize bakan büyük bir evde çocuklarımla torunlarımla birlikte yaşıyorum. Eşim denizi halen çok seviyor. Her sabah eşimin teknesiyle torunlarımla ve çocuklarımla birlikte denize açılıp yüzüyoruz.Tekne de kahvaltımızı yapıp evimize dönüyoruz. Sahilde köpeklerimiz, kedilerimiz bizi karşılıyor.. Onlara yiyeceklerini veriyoruz. Eşim eve döndüğünde oltalarının bakımını yapıyor.. Ben evin rutin işlerini gözden geçirip düzenin yürümesini sağlıyorum. Sevdiklerimiz, sevenlerimiz bizleri ziyarete geliyor.onlarla günlük muhabbetlerimizi yapıyoruz. Evimizin yan tarafında biraz ileride hayvanlarımızın olduğu bir ahır var. Çocuklarımla torunlarımla beraber gün içinde onların bakımlarıyla ilgileniyoruz.Akşam üstleri eteğinde oturduğumuz dağın içinde yürüyüşler yapıyoruz. Son derece sağlıklı huzurlu-mutlu sakin-dingin bir hayatımız var. Çoğu zaman eşimin tuttuğu balıklar soframızı zenginleştiriyor.Çok mutluyuz. Sizleride evimize bekleriz.
leyla 4 Haziran 2011
#12
Merhaba, yazıyı okuduğumda dürüst olmak gerekirse kendimden çok şeyler buldum.Farkettim ki bu zamana kadar hep başkaları için başkaları adına mutlu olmuş birşeyler yapmışım.Tutkuyla yaptığınız neler vardı? sorusuna artık acaba onlar benim mi yoksa başkalarının tutkularımıydı demekten kendimi alamıyorum.... Bana nasıl hayal kurabileceğimi, bahsettiniz yolda nasıl yürüyebileceğimi söyleyebilirmisiniz? Saygılarımla,
Suna
suna 30 Kasım 2011
#13
Merhaba Suna Hanım, kendinize "Ben ne istiyorum?" diye sıklıkla sorarak başlayabilirsiniz. Üyelere özel bölümündeki içinizdeki çocuğu büyütme meditasyonunu da öneririm kendinizle konuşmayı yeniden başlatabilmek için.
Hakan Arabacıoğlu 16 Aralık 2011
#14
Daha önce de okudum ama üzerinde durmayıp geçtim sanırım.
Son dönemlerde farkındalığım arttıkça, sorunlarımın kaynaklarından birininde ne istediğimi tam olarak bilmediğimi görmek oldu.
Ve yıllarca asla hayal kurmam diyerek bu özelliğimle övünen ben aslında ne kadar hata yaptığımı yıllar sonra farkettim.
Ama kendimi o kadar şartlamışım ki hayal kurmayı beceremiyorum bir türlü.
efsun 15 Haziran 2012
#15
Merhaba Hakan bey;Hayattan Ne istiyorum: Hayat sıtandartlarımın cıtasını yükseltmek,çevremdekilere de faydalı olmak, çocuğuma iyi bir gelecek sağlamak.İstanbulun yaşam ve çalışma koşullarına inat daha özgür şartlarda yaşamak istiyorum. 90 yaşımda bende bir ege kasabasında bahçeli bir evde huzurla yaşamayı hayal ediyorum.Şuan tutkuyla bağlı olduğum şeyleri yapamıyorum :( (zaman ve koşullar sebebiyle)umarım fazla ertelemeden yapmayı başarırım.Saygılar.
Filiz 11 Eylül 2012
Yorum ekle

Okuduğunuz yazıyı beğendiyseniz, uygulamaları da içeren üyelere özel yazıları okuyabilmek ve sitedeki güncellemelerden haberdar olmak için üye olabilirsiniz.