|
Problemin ne olduğunu tanımlamakla bile, onu bir parça da olsa çözmüş olduğumu görüyorum. Hep yaşamak istediğim Şebnem’i artık çıkarma şansını elde ettiğim için gerçekten çok mutluyum. Ben aslında içimdeki enerjinin daha fazla olduğunu hep biliyordum. Ama bunu ne zaman ve nasıl çıkaracağımı bilmiyordum işte. Bu konuda da bana yardımcı olduğu için Hakan Bey'e ayrıca teşekkür ediyorum. Tabii daha yolun başındayım...
Çevremde, gerek arkadaşlarım ve gerekse akrabalarımdan benim gibi düşünen, yani kendi kişisel gelişimiyle ilgilenen çok az insan var. Sizi bu konularda anlamayacağını düşündüğünüz kişilere de bu konuları anlatmıyorsunuz. Bir koçla bu konular üzerinde rahatlıkla konuşabileceğim ve zayıf noktalarım hakkında destek alabileceğimi düşündüğüm için de Hakan Bey'le görüşmeyi seçmiştim zaten. Onun da bana vermiş olduğu güven ve rahatlıkla negatif taraflarımı ortaya çıkarıp pozitife doğru yönlendirmeye başladık.
Bu değişim ya da farkındalığımın somut olarak bana günlük hayatımda getirdiklerinden bahsedersem eğer: - İnsanlarla olan ilişkilerimde çok daha içten olduğumu fark etmem; - Sahip olduğum, elimdeki güzellikleri gün geçtikçe daha çok fark edip, daha içten şükredebilmem; - Kendime ve başkalarına karşı daha relax olabilmem, kendimi gün geçtikçe daha çok sevmem ve hayatı daha çok akışına bırakabilmem. Artık o eski kontrollü Şebnem yok. - İnsanların ne düşündüğünü merkeze almayıp, daha çok benim ne düşündüğüme konsantre olmaya çalışmam
Bundan sonraki hedefim kendimi saydığım konularda daha çok geliştirmek ve bu hissettiğim güzel şeylerin kalıcılığını sağlamak olacaktır…
Şebnem Öztürk, Çok Uluslu Firmada Tedarik Planlama Sorumlusu - Ağustos 2010 |
|
Hakan Abi'nin bana dediği bir şey vardı. “Bir şeyi bilmek ile idrak etmek çok farklıdır”. Buna gönülden inanıyorum. Hakan abinin düşündüren soruları ile bildiğim birçok şeyi idrak etmeye başladım.
Bu sene yani üniversitemin son senesinde ne istediğimi bulamadığımdan dolayı kafam cok karışıktı. Bir yandan da iş kovalamak zorunda olmam beni strese sokuyor ve zamanımı çok alıyordu. Ne istediğime dair hayal ediyordum, duygularımı farketmeye calışıyordum. Bunların hepsi bana kararsızlığımla ilgili mesajlar veriyordu. Ve bir de sabırsızlık hissediyordum. Bu da bana bir yerlerde hata yaptığımın mesajını veriyordu.
Ben karar veremediğim için kendime kızarken aslında Hakan Abi'yle farkettik ki benim problemim karar verememek değil, karar verebilmek için gerekli bilgiyi toplamıyor olmamdı. Bu farkındalık, attığım adımların yönünü değiştirmekle kalmadı, beni durduran, verimimi düşüren stresi de aldı götürdü. Hakan abi’ye söylememiş olsam da onun sayesinde kendime sürekli “Karar verme aşamasına gelebilmek için bugün ne yaptın?” diye soruyorum. Hakan Abi'yle edindiğimiz bu farkındalıktan sonra kendimi çok daha huzurlu hissediyorum.
Hakan Abi; insanı endişeye düşüren, aslında sırf biz istiyoruz diye girdiğimiz stresli olayları bir OYUN gibi görmeyi öğretti bana. Yaratıcı çözümler sundu. Bunlar iş mülakatlarından, kadınlarla ilişkilere ve okuldaki sunumlara kadar uzanabilir. Artık bunları oyun gibi görüyor ve bunlardan keyif almayı biliyorum. Olaylara karşı böyle bir tutuma sahip olmak bu süreçlerdeki başarımı ve kendime güvenimi de artırıyor.
Hakan abiyle yaptığımız görüşmelerden sonra hayatıma daha sistematik bakabiliyorum ve önceliklerimi çok daha iyi belirliyorum. Böylece çok daha net düşünüp, gereksiz yere enerji kaybetmiyorum.
Hakan abinin yüzümü hem fiziki hem de manevi olarak güldürebilmesi sanırım söylediği şeyleri kendisinin de zamanında yaşamış olmasından geliyor. Her şey için teşekkür ederim Hakan Abi. Sevgilerimle.
Hakan Ülvan, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrencisi - Mayıs 2010 |
|
Hayatımı, milattan önce ve milattan sonra olmak üzere ikiye ayırmak istiyorum. Hakan'dan önceki ve sonraki zaman.
Sana ilk defa geldiğimde sıcak bir yaz günüydü. Ben panik haldeydim. Özellikle işimi kaybetme korkusu içindeydim, evlenmek daha doğrusu çocuk sahibi olmak için çooook acelem vardı. Aslında her şey için acelem vardı. Konuşmak için bile çok acelem vardı. Kafamda bütün düşüncüler darmadağınık halde, uçuşup duruyorlardı. Her şey karmakarışıktı. Ne istediğini bilemeyen bir Ayşe vardı. Çok şey isteyen ama net olarak ne istediğini anlamayan bir Ayşe.
Yaklaşık 2 ay her haftasonu yapılan görüşmeler benim kendimi tanıma sürecimdi. Her görüşme benim için yeni bir farkındalık yeni bir kendimi keşfetme süreci. Çoğu zaman ben bile kendimi daha doğrusu düşüncelerimi tanıyamadım. Sanki içimde benim tanımadığım şu anki halimden çok farklı bir Ayşe vardı. Bana göre çözülmesi gereken bir Ayşe. Senle görüşmelerde önce sakinliği, ne istediğimi net olarak istemeyi öğrendim. Karşı tarafı değil kendimi tanımayı, kendimin neye ihtiyacı olduğunu, karşı tarafın ne istediğini, hissettiğini anlamaya çalıştım. BEN ve SEN kelimelerinin ne kadar önemli ve ne kadar dikkatli kullanılması gerektiğini, kelimlerin büyüsünü, isteklerimizde doğru kelimeleri kullanmayı. Daha doğrusu yeni bir yaşamı fark ettim. Daha önce kendime göre doğru, fakat yanlış olan pek çok şeyi fark ettim.
Her haftasonunu iple çeker hale gelmiştim. Bu hafta sonu neler konuşacağız ve ben bu hafta ne farklılık yaşayacağım. Oyun gibiydi. Zevkli bir oyun. Sıkılmadan oynanan bir oyun. Süprizlerle dolu bir yaşam. Monotonluktan süprizlerin olduğu yaşama geçiş. Her konuştuğumuz konudan sonra o konuyla ilgili pozitif gelişmeler oldu. Yöneticimin çok fazla benim yanımda olmamasından bunu hissedemediğimden konuştuk, tam benim konuştuğum gibi bunu bana hissettiren bir yönetici geldi hayatıma. Senin dediğin gibi, ben hazır olduğumda ben neyi net olarak istediğimi bilip bunu evrene ilettiğimde hayatımda da bunla ilgili farklılıklar gelmeye başladı. Rüya gibi, önce düşünüyorsun sonra yaşıyorsun.
Özel hayatımda bana uygun insanlarla tanışmaya başladım. Uzun süredir bu tarz insanları arıyordum, ama nedense daha önceki düşünceme göre beni bulmuyordu. Ama artık şimdi buluyor. Neden mi? Ben hazırım artık, ne istediğimi biliyorum, net olarak söylüyorum. O insanları da çekiyorum, hayatıma dahil ediyorum. Çok zevkli.
Önce ben değişince hayatımdaki her şey de değişiyor. Bu hafta ne değişecek, merakla bekliyorum. Bunu da yazmadan geçemeyeceğim. Olayları bütün olarak görmüyordum. Evlenmeyi çok isteyen biri. Ama bu pakette karşı tarafın ailesi, memnun edilmesi gereken birçok insan da var bu pakett. Ben o kadar odaklanmıştım ki olayın diğer tarafına, bunlar bile aklıma gelmiyordu. Bunlarda daha geniş düşünmeyi de öğrendim, fark ettim. Şimdi nasıl konuşmam, nasıl istemem, nasıl düşünmem gerekiği konusunu biliyorum, hayatımda fark yaratacak kadar en azından. Bu bahar, bu yaz harika olacak eminim buna. Beni bana tanıttığın için teşekkürler. Bakalım sırada neler var, ben de merak ediyorum.
Ayşe Yılmaz, Bankacı - Nisan 2010 |
|

Aslında hep bir umut var. En dibe vurduğunu düşündüğün anda bir çıkış. Hakan ile tanışmam bu dönemime denk geldi (Denk mi geldi? Acaba ben mi çağırdım onu hayatıma). Bütün çıkış kapılarını çalmış, her türlü gelişim programlarına, terapilere katılmış ama hep hüsrana uğrayıp “hiçbir şey değişmeyecek düzelemeyeceğim“ dediğim bir zamanda...
Beraber paylaştığımız kısa bir çalışma süresi sonunda, şu anda her şey o kadar net ve parlak ki. Değişimi hissetmek muhteşem bir şey. Düşünebiliyor musunuz sürekli bir yaşama sevinci ile dolu olmak, sürekli bir güven duygusu hissetmek. Kolay bir süreç olduğunu söyleyemem. Başlarda çok sevgili egom beni hep alışık olduğum depresif ve ağlak süreçlerime döndürmeye çok çalıştı. Ama sonunda onunla anlaştık ve birbirimize destek vermeye başladık (Kendisi çok inatçı ve kuvvetli bu arada).
Bu süreçlerde pes etmemek çok önemli. Hep derler ya “hayat bir oyun” gerçekten de öyle. Ama ben yıllardır bu oyundan ve kurallarından habersiz oynuyor ve yanlış roller (ve rol arkadaşlarını) seçiyormuşum. Aslında yanlış demek istemiyorum çünkü onlar beni bugünkü OSCAR ödülümü almamı sağladılar bir açıdan. Beni geliştirdiler, bana öğrettiler. Siz mesajı anlayana kadar öğretmeye devam ediyorlar bıkmadan defalarca, aynı tarz olaylar aynı tarz insanlar… Deneyimleyip anladığınız zaman zaten görevleri bitiyor ve hayatınızdan çıkıyorlar. Kuralları bilmeden oynamak, yıllardır benim hayatımda büyük bir karmaşa ve korku yarattı. Yaşadığım olaylara ve hayatıma giren insanların bana yaşattıklarına şu an baktığımda her şey bir amaca hizmet ediyormuş, bunu gözlemledim.
Hakan ile oyunun ne olduğunu, kuralları ve en önemlisi bu kuralları UYGULAYABİLMEYİ öğrendim. Bu bir süreç… Gelişimim devam ediyor ve ben çok keyif alıyorum bu oyundan. Teşekkürler Hakan. İyi ki seni tanıdım. Sevgiyle kal.
Ebru Aksoy Civcioğlu, Çokuluslu Firmada Yönetici - Nisan 2010 |
|

Hakan'la koçluğa başlamak, iş hayatım ve kişisel gelişimim için bugüne kadar yaptığım en iyi yatırımdı.
Kısa zamanda enerjimi alan ve en az kâr getiren işlerimi tespit etti ve hızlıca dönüşü olacak adımları önceliklendirmemde bana yardım etti.
Onun, meselenin tam kalbine inmek gibi acaip bir yeteneği var. Bakış açımı düzeltmeme ve bir konu ya da problem hakkında stratejik olarak düşünmeme yardım etti. Düşünce şeklimi sorguladı ve bu da benim bir adım geriye çekilip hayatıma başka bir açıdan bakmamı sağladı.
O, çok destekleyici, açık ve esnek biri. Ayrıca birçok kaynağı ve bilgisi var. Bana gerçek problemlerim için pratik, uygulanabilir çözümler üretti. Hakan bana istediğim hayatı yaşamamın mümkün olduğunu, kendime gerçekten inanmam gerektiğini gösterdi.
Ben zaten başarılı biriydim ancak Hakan'ın ustalığı ve derinlemesine bakış açısı içeren sezgisel sorgulamaları; kendimi kim sandığımı anlamamı sağladı. Hakan'la 12 görüşme yaptık. Neredeyse her görüşmede "Evet, işte bu!" dediğim anlar yaşadım.
Görüşmelerimizin tamamından edindiğim şey, hayatımda kaybettiğim neşeyi yeniden kazanmak şeklinde özetlenebilir. Kişisel ve iş hayatımdaki olağanüstü gelişimim için büyük bir katalizör oldu. Şimdi hızlı büyümeye nişan almış durumdayım. Hayatımdan yeniden keyif almaya başladım ve aradığım tarifi zor özgürlüğü bulma yolundayım.
Tahmin ediyorum ki Hakan kısa zamanda çok başarılı ve dünya çapında aranılan bir koç olacak. Kendinize bir iyilik yapın, Hakan'la çalışın. Vereceğiniz her kuruşa değer.
Ken LaDéroute, Müzisyen, Koç - ABD, Mart 2010 Clarity Mind Coaching |
|

Bu nasıl bir hayat?
Bugüne kadar edindiğim başarılara rağmen tam 31 yaşında hayatta hiçbir amacım olmadan “0” noktasında durduğumu fark ettim. İstikrarlı bir kariyerim, sağlıklı bir çocuğum, benden başka her şeyle ilgilenen bir eşim dolayısıyla öylesine yürüyen bir evliliğim vardı.
Ama hiçbir amacım yoktu. Ben neden yaşıyordum?
Etrafımdaki insanların beklentilerini karşılamak için sanırım… Patronumun duymak istediği sözleri söyleyen, eşimin görmek istediği gibi davranan, anne babamın bitmek bilmeyen beklentilerini karşılayan “bunların tamamının kendi tercihiymiş gibi yapan” ben, aslında yaşamak istediğim hayatı yaşayamıyor, kendi kararlarımı kendim veremiyordum. Peki benim hayatımı kim kontrol ediyordu? Sanırım, ben kontrol etmediğim için benden başka herkes!
Üstüne üstlük kimseyi de gerçek anlamda memnun edemiyordum. Kendince elinden gelen her şeyi yapan “ideal insan ben” sonuçta dolup dolup patlıyordum. Gerçekten çok ama çok mutsuzdum. Yapabildiğim en kayda değer şey karşı tarafı suçlamak, hep hatayı başkalarında aramaktı. Bu kadar iyi kalpli ve başarılı bir insan olmama rağmen gerçekten çok talihsizdim. Etrafım berbat insanlarla doluydu. Bir insanın hayatı bu kadar mı çekilmez olabilirdi. Zavallı ben… Etrafımdaki tüm bu insanlar gerçekten beni hiç hak etmiyorlardı.
İşte tam böyle bir dönemde Hakan Bey ile tanıştım. Yaptığı şey sadece sorular sormaktan ibaretti. Ben bunlara balyoz sorular diyorum. Her biri kafanıza bir balyoz yemişsiniz etkisi yaratıyordu. Bu sorular öyle sorulardı ki kafanızda o konuyla ilgili yarattığınız tüm resmi bozuyor, aslında başka bir resmin var olabileceğini size gösteriyordu. Hakan Bey, bu sorularla beni tam 2 ay boyunca ters köşeye yatırdı. Aslında ilişkilerin, kararlarımızın, yaşadığımız hayatın bir ezberden ibaret olmadığını, hayatta her şeyin değişebileceğini ama en başta kendimizin değişmesi gerektiğini görmeme yardımcı oldu.
Neler değişti? Her şey! Yani tüm hayatım! İçime sindire sindire yaptığım, her gün bir yenilik katmak istediğim harika bir işim var. Sizi yanıltmayayım, aynı yerde aynı pozisyonda çalışıyorum. İşim değişmedi ben değiştim. Akşamları eve gittiğimde sohbet etmek istediğim, bir liman gibi sığındığım, gerçek bir hayat arkadaşım ve çok sevdiğim bir eşim var. Her zaman dışarıda bir şeyler yapmak için birçok sebebi (bahanesi?!) olan kocam artık tam bir ev kuşu! Evet hala 2 ay öncesinde benden başka her şeyle ilgilenen kişiyle evliyim. Eşimi değiştirmedim, ben değiştim. Hayatta gerçekten kendi istediklerini yapan, kendine güvenen, ne için yaşadığının farkına varmış, bu yüzden hayatının gerçek baharını yaşayan bir kişi var karşınızda. Ve benim hayatımda ne değişti diye sorarsanız, dediğim gibi sadece ben değiştim…
Hatice Vanlıoğlu, Çokuluslu Firmada Üst Düzey Yönetici - Ocak 2010 |
|

İçinde bulunduğum durum tam bir karmaşa halindeydi. Ulaşmak istediğim hedeflerim vardı. Onlar için çaba harcıyordum ancak bir türlü istediğim yere gelemiyordum. Bir taraftan da hayatın güzelliklerini kaçırdığımın farkındaydım. Bir oraya bir buraya koşuştururken bir şeylerin yanlış olduğunun, bir şeylerin değiştirilmesi gerektiğinin de farkındaydım. Zaten bu yüzden yıllarca kendimi ve yaşamı anlama çabasıyla birçok kişisel gelişim kitapları okudum. Ne yazık ki bunları hayata geçirme konusunda pek de başarılı olamadım.
İşte bu noktada daha somut bir şeyler yapmak gerektiğini düşündüm ve tesadüfen (hayatta hiçbir şey tesadüf değildir :-) ) internette dolaşırken sitesine rastladığım Hakan Bey`e ulaştım. Daha ilk görüşmemizden itibaren hayata bakış açım, kendimi ve çevremdekileri algılamam, kendimi tanımam, yaptıklarımın ve yapabileceklerimin farkında olmam adına değişimler başladı. Bakış açım değiştikçe çok önem verdiğim şeyler önemini kaybetmeye, daha önce belki de hiç aklıma bile gelmeyen şeyler önem kazanmaya ve hayatımda yer almaya başladı.
Hakan Bey`le çalışmanın en güzel taraflarından biri de bu zaten. Öyle sorularla ya da farklı bir yaklaşım biçimiyle karşılaştım ki daha önce üzerinde hiç düşünmediğim taraftan bakmaya başladım olaylara. Şunu da eklemek istiyorum, bu süreç içinde ben de büyük bir inançla çok çaba gösterdim. Hakan Bey`in verdiği ödevleri hiç aksatmadan gerçekten önem vererek yaptım. Konuştuğumuz konuları hayata geçirmek için somut adımlar atmaktan çekinmedim. Dolayısıyla çok kısa bir zamanda çalışmalarımızın karşılığını görmeye başladım. Hayatta hiçbir şey göründüğü kadar ya da bize öğretildiği gibi zor ve karmaşık değil. Teşekkürler Hakan Bey.
Bu arada teşekkür etmek istediğim bir kişi daha var; eşim… Başta bu tür çalışmaların pek de bir faydası olmadığına inansa da bana inandığı ve destek olduğu için… Bu süreci dışarıdan gözlemleyen bir kişi olarak onun da görüşlerine yer vermek istedim.
Eşim diyor ki :-) Arzu görüşmelere başlamadan önce her şeye yetişmeye çalışan sürekli bir şeyler yapamaya çalışan, tam anlamıyla olayları kontrol altına alamadığında da karamsar ve stres altında biriydi. Artık daha sakin daha olumlu ve kendini daha net ifade edebilen bir kişi haline geldi. Bunun da bizim hayatımıza çok güzel katkıları oldu. Hakan Bey`e ben de teşekkür ediyorum.
Arzu, Manisa - Ocak 2010 |
|

Ben 54 yaşında, büyük uluslararası firmalarda 16 yıllık iş tecrübesine sahip eski bir üst düzey yöneticiyim.
Eylül 2009'dan itibaren, profesyonel iş koçu olmak için International Coaching Academy (ICA)'deki eğitimlerle yeni yolculuğuma başladım.
Benim önüme harika bir dünya açıldı ve hangi yöne gideceğimin kararını verme zamanı geldi. Bu nedenle kariyerimde ciddi bir değişiklik yapmayı seçtim. Yöneticiliği bırakıp, profesyonel koç olarak daha tatmin edici ve davetkar olan özel sektörü tercih ettim.
International Coaching Academy; eğitim programının içinde, daha deneyimli öğrenciler tarafından yeni başlayanlara verilen belli sayıda koçluk görüşmesi desteği sunuyordu.
Bu çok zorlu yeni uğraşımda; ICA tarafından sunulan bu fırsatı kullanarak, duyuru panosu denilen bir araçla beni destekleyecek bir koç aradım. Oraya yeni öğrenciler de deneyimli olanlar da duyurularını asıyorlardı. Koç arayışımda duyurulara bakarken Hakan'ın duyurusundan etkilendim ve benim koçum olmasını istemek için kendisiyle temasa geçtim. Daha sonra bana açıkladığına göre, kendisinden çokça büyük, farklı kültürden gelen ve daha deneyimli birisine koçluk yapma fikri, onu cezbettiği için kabul etti.
Hakan'ı seçmekten dolayı çok heyecanlandığımı söyleyebilirim çünkü bakın neler oldu:
- Başladığımızda yeni işimi tanıtmak için kullanacağım pazarlama araçları ile ilgili çok endişeliydim; Hakan Internet'ten pazarlama alanında çok tecrübeli birisi ve tüm desteğini ve bilgisini bana cömertçe sundu.
- Danışanlara koçluk yapmaya başlamam için adım atmamı engelleyen, "yeterince bilmediğim" için "yeterince hazır olmadığım" düşüncelerine çokça sahiptim. O, çok nazik ve güçlü bir şekilde; yeni seçtiğim oyunu bütünüyle oynayabilmem için beni güçlendirerek ve harekete geçirerek, içimde zaten var olan ve sadece tümüyle ortaya çıkmayı bekleyen potansiyeli fark etmemi sağladı.
- Başlangıçta bana "Koçluk deneyimimizin verimliliğini ölçmeyi sağlayacak olan ne?" diye sordu. Hiç düşünmeden ona "En az bir ücretli danışan bulmak" diye yanıt verdim. Biliyor musunuz ne oldu? Son görüşmemizden önce bir danışanımdan ilk ödememi aldım; sadece 3 ayda, sıfırdan ödeme yapan ilk danışana ulaştım...
Sonuç olarak; Hakan'dan aldığım koçluk, yeni yaşam maceramda bana netlik, yeterlilik ve çokça neşe kazandıran, çok zenginleştirici ve harika bir yolculuk oldu. Hakan, sana böyle bir kişi olduğun için teşekkür ederim.
Costel Coravu, Uyum ve İş Koçu, Bükreş Romanya - Ocak 2010 |
|

Hep şanssızdım. İstediklerim oluyordu kimi zaman ama, tam istediğim gibi değil! Zaten çoğu da gerçekleşmiyordu. Herkes ne güzel yaşıyor, her istediğini yapıyordu. Peki ya zavallı ben...
Ama tabii böyle olmanın da çok iyi tarafları vardı. Böylece kaderdaşlarımla(!) karşılıklı kahve içip bol bol şikayetlenip vızıldanma şansımız oluyordu. Zaten konuşacak başka bir şey de yoktu ki!
İşte tam da böyle kaptırmış giderken içimde bir yerde `artık yeter` zilleri çalmaya başladı. Bir çare bulmak lazımdı. Gardırobumun içine tıka basa doldurduğum pantolon, kazak ve ayakkabıların bu konuda bana yardımcı olamayacağına karar verdim ve soluğu Hakan Arabacıoğlu`nun renklerle dolu evinde aldım. Unutmadan belirteyim, içeri girdiğimde ağlamaya çoktan hazırdım. Yaşasın, ne kadar talihsiz olduğumu bu kez beni çok iyi anlayacak birine anlatacaktım ve tabii ki o da beni onaylayacaktı. Tıpkı bugüne kadar herkesin yaptığı gibi...
E tabii ki öyle olmadı. çok şaşırdım, çünkü şimdiye kadar bildiklerim bilmediklerimle çarpışıyor ve ben başka toprakları keşfediyordum. Hem de bu topraklar başkasının değil, benim egemenliğimdeydi.
Kendimi bildim bileli içimde var olan `saçmalama, nereye gidiyorsun` hissiyle bir hayli cebelleşmek zorunda kaldım ve kazandım. Sabah uyandığım andan başlayarak başka bir şeyleri yaşamaya başladım. Üstelik saç rengimi, modelimi, şunu bunu değiştirmeden... Sadece kendim için gerekeni yaparak.
Kendimi ödüllendirmeyi öğrendim ilk olarak (hâlâ Eminönü'ne balık-ekmek yemeğe gitmedim ama olsun). Böylece kutlamanın ve kutlanmanın tadına vardım. Hem de dışarıdan alkış beklemeden... Hayatımın en önemli projesi için harekete geçtim. Bu da sadece birkaç saniye içinde oluverdi.
Hakan Arabacıoğlu ile çalışmaya bana çok iyi geleceğine inanarak başlamıştım doğrusu. Ancak yine de bu derece hızlı olacağını düşünmemiştim. Artık şaşkın değil, mutluyum. Üstelik de sadece kendim olduğum için...
Zeynep Vanlıoğlu, Dergi Editörü - Aralık 2009 |
|
Her insanın hayatında bazen üst üste gelen şansız dediğimiz ya da nedenini bir türlü çözemediğimiz ve sürekli neden ben? Niye her şey benim başıma geliyor dediğimiz zamanlar olmuştur. Hani, içinden çıkamadığımız, cevapların da aslında kendimizde olduğu dönemler... İşte ben de belki de kendi hayatım adına en olumsuz, ümitsiz, şansız (ki bu konuda fikrim değişti), umutsuz, hayata karşı o kadar anlamsızlaştığım yani artık başıma ne gelirse gelsin ve herhalde hayat benim için buraya kadar dediğim bir gece Internet`te Hakan Bey`in sitesiyle karşılaştım. Aslında o gece ve sonrasında kafamdaki tüm sorularımda bana yol gösterecek, beni kendime getirecek, tüm bu karmaşayı çözecek en önemlisi beni kendimle yüzleştirecek biri olarak çıktı karşıma...
Üst üste yaşadığım olumsuzluklardı belki de beni bu hale getiren, ayrılıklar, ardından sıkıntılı bir sağlık dönemi geçirmiştim, hayata yeniden tek başına değil bu sefer bir çocukla başlıyordum ve en önemlisi aylardır işsizdim... Daha çocuk yaslarda başladığım iş maratonum, aslında en gerekli dönemde tıkanmıştı ve o kadar çaresizdim ki en ilginç olanı da bunca yıllık iş deneyimim olmasına rağmen sanki etrafımdaki herkes bana iş vermemek için işbirliği yapmış gibiydi... Bana en acı veren de bu olmuştu aslında, herkesi her şeyi tüm gerçeklikleriyle bir kere daha görmüştüm. Hatta herkes gibi şansız, uğursuz ve işe yaramaz hissediyordum o dönemler de, insanlara kızıyordum, hayata, kendime ve nedenlere!!!
Aslında istediğim sanki bir sihirli değnek ve bir anda her şeyi silmek yeniden hayata başlamaktı, işte bu anda Hakan Bey`le daha ilk görüşmemizde aslında her şeyin aynı düşündüğüm gibi değneğin küçük küçük dokunuşlarıyla değişebileceğine inandırdı beni. O kadar sade, emin, kararlı ve gerçekti ki, belki de kendimizin bile kaçtığı tüm gerçekleri yüzüme söylemesi daha ilk günden bir kıvılcım etkisi yaratmıştı bile.. Çalışmalarımız devam ettikçe hayata daha çok bağlanmamı, tüm olumsuzlukları değiştirmenin elimde olduğunu kısacası her şeyin çözümünün aslında kendimizde olduğunu bana o kadar iyi anlattı ki, şu an onun sayesinde hayata dair ne olursa olsun mutlaka bir çözümün olduğunu çok iyi biliyorum..
En önemlisi ve beni en çok etkileyen olay da kendisiyle yaptığımız çalışmalar sırasında bana verdiği bir ev ödeviydi. İstediği önümdeki 5 yılı hayal edip yazmamdı. Başlangıçta insana iç ses "Bunları yazıyorum ama nasılsa olmaz" dese de aslında o kağıda dökülen ya da ağzımızdan çıkan kelimeler, hayallerimiz, hepsi gerçek oluyor.. Benim planım o kadar iddialıydı ki ama aslında olmak istediğim, kendimi görmek istediğim tüm resimleri kağıda döktüm ve çok ama çok kısa bir dönem sonra dediğim gibi sanki sihirli bir değnek gibi yazdığım tüm şeyler gerçekleşmeye başladı.. Bu beni o kadar çok etkiledi ki, belki onları yazarken çok umutsuzdum, çok heyecanlıydım, kararsızdım ama yürekten inanarak yazdığımı biliyorum hatta delice ağlayarak ve beni bu günlere getiren aslında o hep söylenen yürekten İNANMAK ve BAŞARMAK oldu.
Aslında daha birçok şey var Hakan Bey`in enerjisiyle, gerçekten pozitif düşünmesi ve yönlendirmeleriyle hayatımdaki olumsuzlukları değiştiren. Kısa zamanda da olsa benim hayatıma giren en önemli insanlardan biridir. Söylediği her sözün, her örneğin bir anlamı vardır ve mutlaka karşıma çıkmıştır ama şunu unutmamak gerekir ki, biz de her ne olursa olsun hiçbir zaman umudumuzu yitirmeden, yürekten inanarak, doğru ilişki ve iletişimlerle tüm olumsuzlukları kendimizden uzak tutabiliriz.
Hayatımda var olduğun ve bana kattığın tüm değerler için, sabrın, bilgeliğin, öngörülerin, inancın ve en önemlisi iyi bir kalbin olduğu için sana minnettarım...
Yasemin Öztürk, Mağazalar Koordinatörü - Kasım 2009 |
|
|