1. Sevgi üzerine yazdıkların çok güzeldi. Şimdi de 'mutluluk' masaya yatırılabilir. Mutluluk senin için ne ifade ediyor? Bana göre mutluluk, yaşamı kendi istediğiniz gibi yaratmakta olduğunuzu bilmektir. İçinizden geldiği gibi davranmanıza izin vermektir. Sevgiyle ve mutlu kal.
2. Sevgili Merve soruyorum bunu nasıl yaptın kendini nasıl bu kadar güzel keşfettin? Evet benim de istediğim bu aslında. Çevremdeki bir çok insanın aradığı ama bulamadığı bu kendini yaşayamıyor olmak... Kalabalıklar içinde emanet hayatlara gebe kalarak yaşamak... Yol gösterecek, bizleri cesaretlendirecek, beynimizdeki kapalı kapıları açacak yazılar bekliyoruz... Sevgiyle yaşlan, aşkla kal.
demiş sevgili Esra ve Gamze.
Ne kadar içten ve sade iki soru…
Soru sorabilmek nasıl da önemlidir… Doğru soruyu kendinize sorduğunuz anda, hayatınız onun getirdiği merak ile öyle bir değişebilir ki...
Kafadaki bu düşünceler, bu merak sonunda ilgi alanınızdan başlayarak tüm hayatınızı etkiler. En azından bana olan buydu. :)
Tabii o zamanlar ben ne "şey"lerin düşündüğümüz gibi olduğunu, ne kendi değerimi veya ben’i etkileyen egoyu ve zihni, ne kim olduğumuzu, bir’liği filan hiç duymamıştım bile... Bilmiyordum :-))
Benim sorum başkaydı veya değildi, zaten hiç bir önemi yok. Tüm gerçek sorular aynı yerden cevaplanıyor ve aynı yere götürüyor bence :-)) Ama tabii önceki hal’im ile sonrası hal’lerimin farkındayım.
Öncelikle iletişim söz konusu ise, doğru enerjinin gitmesini kolaylaştırıcı olan kavramlar, herkes herkesten farklı olduğundan, herkeste ayrı anlam bulduğu için maalesef aynı zamanda da bir iletişim kopukluğu yaratabiliyor. Bu nedenle kişiler bazen saatlerce aynı şeyden bahsettikleri halde sürtüşebiliyorlar. :)))) Kavramları kendi açımdan netleştiremezsem cevap bile veremem...
Mutluluk masaya yatırılsın tabii. Herkes istiyor...
Ama en büyük yanılgı bu olabilir mi?
Zaten mutlu olduğunu bilenler hariç :-), herkes istiyordur... Eminim... :-)
Ama o sadece zaten mutlu olduğunu bilenlere mahsus bir şey’miş gibi...
Eh düşündüğümüz hakikaten gerçeklerimiz haline dönüşüyor ise, bu inanç yani "mutlu olmadığımızı düşünmek" haliyle, bunu oluşturmaktan daha mükemmel bir yaratıcılıkta da bulunamayız haliyle :-)
Oysa aslında basit şeylerin içindeki mutluluk bambaşkadır... Karışık olmasına gerek yok. O basittir.. Bir anda mutlulukla dolabilirsiniz. Etrafta güzellik gören, hemencecik mutlu oluverir zaten..:))
Önemli olan filmi seyrederken neyi gördüğümüz...
Sadece bakış açısı meselesi...
Yüksekçe bir bina düşünün. Her bir katında yukarı çıktıkça manzara değişir. Büyür, genişler... Etraf hakkındaki bilgimiz artar.
Bakış açısı değiştirmek sadece kat değiştirmek gibi bir şey...
Bakan, her şeyin içinde olan bir mutluluk hal’ini hemen görebilir -bazen vakit alır ama zamanla gelişir :-) çünkü her olayda her hal mevcuttur zaten...
Anlamı veren biziz.
Duyulan, görülen en berbat ya da vahşi senaryolar bile başka kattan bakılınca bambaşka anlamlara bürünürler. Uç bir örnek verebilirim açık olmak adına:
Mesela Hitler nasıl biriydi? Bana göre iyi biri olmadığı kesin :-)) Yaptıklarından bazıları bile düşünülürse insan inanamıyor..
Ama başka bir kat ve bakış açısı var ki Hitler’i yaratan bu dünya idi. Tüm dünya o doğana kadar zaten ırkçıydı. Herkes kendini diğerinden üstün görüyordu. O ya da bu şekilde... Herkes ayrımcıydı ve bencildi. Bunun ne demek olduğunu göremeyecek kadar da birbirlerinden kopuk... ve sonunda Hitler geldiğinde var olan bu ortam, onda uç tepki yaratınca insanlık kendinden utanacak sonuçlar yaşadı... Dünyada ciddi bir kendine gelme başladı. Bugün aradan 3 nesil geçti desek, artık dünyada nerede ne olursa olsun - ki hâlâ tamamen yok olmadı - hiç olmazsa dünyaca normal değil, fanatikçe karşılanmakta...
Adamın varlığı insanlığı kendine getirdi. Bu noktadan bakınca çıkışı da, sonu da, neden olduğu her şey de başka türlü görülebilir. Keşke olmasaydı ya da yaratmasaydık?? mı?... Maalesef var ama bundan alınacak dersle birbirimizi gerçek sevgi ile sevmeyi ve incitmemeyi de seçebiliriz... En azından mutlu oluruz.
Hah dağılmayayım :-)) Mutluluk hali... O hep olan bir hal haline geldiğinde artık mutsuzluk ortadan kalkmış olacağı için, bir süre sonra haliyle mutluluk da bundan nasibini alabilir. Yani her zaman mutlu olan varlık buna alışarak farkına daha az varır bir hal’e geçebilir. Kavram anlam değiştirir. Yerini bir Huzur hali alır ve kalıcılaşır. Bunun en büyük nedeni kendinden duyulan memnuniyet olmasın? Huzur durumu başlayınca hâlâ mutluluk ve mutsuzluklar olabilir çünkü bu dünyadaki şeyler her zaman geçicidirler... Sonsuza kadar dişiniz bile ağrımaz... :)
Saksınız kurur, çiçeğiniz ölür mutsuz hissedebilirsiniz. Ama huzursuz olmazsınız. Kediniz ölebilir. Mutlu olamazsınız o gün... İnsanca bile değil o gün mutlu mutlu dolanmak... Ama mutsuz da olmazsınız. Huzur hep vardır. Bir kabul vardır. Enerjisinin akıbeti hakkında olumlu düşünceleriniz vardır. Onunla geçirdiğiniz mutlu günlerin anıları vardır... Pişmanlıklarınız yoksa acı çekmezsiniz. Mutsuzluğunuzun azalma etkisi mutluluğunuzu da etkileyecektir şüphesiz ama yerine gelen o kadar büyük ki, bu eli kolu para dolu birinin yığınla pırlantayı bulduğunda paraları elinden bırakışı kadar kolay olacak. Pırlanta olan huzur bana göre çünkü... ve siz onları bıraktığınızda... Yani mutsuzluğu ve sonra mutlu olma hali arzusunu bıraktığınızda, gerekli serbest bırakım yaratılacağından o şeylerin tümü de sizin olmaya başlar...
Ne tuhaf değil mi? Gerçekten vazgeçtiğin her şey bana göre de hakikaten senin oluyor. Kabul gösterdiğinde... Didişmediğinde... Deneyimin bilgisi alıp geçtiğinde…
Bir de bakmışsın gerçekliğin bayağı bir değişmiş…..
Ama bu konuda mış gibi yapılamıyor. Fakat buna dert etmiyorum çünkü er ya da geç bunu nasılsa anlıyoruz.
Ya bana bir mutluluk dedin bak ne yaptım? :))) Öteki sorudan evvel kendi mutluluk tanımını çok güzel bulduğumu da iletmek istiyorum... Özellikle de ikincisi... Kalbinden geldiği gibi yaşayan zaten huzur haline erişiyor... Kalbin arzusu o doğal haline erişmek ne de olsa :-)
O zaman da ne isterse yarattığını bilmenin de fazla anlamı kalmıyor. Ne fark eder ki ? Oluyor. Olan her şeyde güzellik gören etrafı yargılamayı kesip zevkini çıkarmaya başlıyor. Bu nedenle birinci tanım da doğrudur haliyle gene diğer başka bir kattan, ama o katta ego daha yerleşik olabilir de bak :-)
Geniş bakalım... Rahat ederiz... Stres olmaz... Olanı kabulle hasta ve mutsuz olmayız :-))) Elimizden gelen en yüksek tepkileri vererek... Yapabileceğimiz tek gerçek şeyde bu değil mi zaten? Yapılabilecek en yüksek davranışı tartıp karar verecek zamana sahip olmak...
An içinde hızlanabilmek ya da yavaşlamak...
Diğer soruya şimdi cevap vermiyorum çünkü zaten yukarıda vermişim :-)))
Her şey birkaç soru ile başladı ama bu soruları yukarıya doğru ya da kendime :-) sorarken ben gayet ciddiydim.
Aramızda şu ya da bu şekilde ölümle yüzleşmeyen var mı bilemiyorum ama mümkün, ben yeterince yüzleştim ve hatta korkumla alay ederek üzerine gidip bir çok tehlikeli şeyi zevk için yapmaya da kalkıştım. Bunun en büyük getirisi, bakabileceğim en yüksek kattan bakışla, yaşamın önemini anlamak oldu. Yaşam ve yaşadığınız şu an çok önemli... Şükrederim :-))
Madem yaşıyoruz her şeyi değiştirebiliriz. Önce bunun olabileceğine inanmak ve düşünmek gerekiyor hepsi bu...
Nasıl olacağı, geçmişte ne olduğu hiç önemli değil... Nasıl olsun istersiniz??
Nasıl olmasın sakın demedim :-))))
Huzurla kalın. Ne istiyorsanız yazın :-)))


merve merhaba, senın yaşlarındayım 4.5 yaşındada kızım var. ve boşandım... iş hayatımdada cıddı değişiklikler duşunuyorum. senın yaşadıklarını paylaşmak ıstıyorum. daha dogrusu yaşadıklarını tek bıldıgım kzıınla ızole bır hayat kurdugun ve çok ılgımı cekıyro bu farklı yaşam tarzın ve bakış acın. ve kızını buyutme prensıplerın... bızlerle paylaşırmısın bılmem ama sohbetede varsan maıl adresım doga-05@hotmail.com ... sevgıler...
GÜL 16 Mart 2010
teşekkür ediyorum şu an iki kat daha yukarıya çıktım evet değişebiliriz,katılıyorum daha mutlu daha huzurlu bir toplum olabiliriz yeterki isteyelim
hasan 10 Eylül 2009
Evet,Merve'nin annelik üzerine yazması eminim ki hepimizin ilgisini çekecek.Anne olmadan önceki ve sonraki hayata bakışını merak ediyorum.Ben tek çocuğum,bir insanın kardeşe sahip olması nasıl bir duygu hep merak etmişimdir.Yaşamadan anlayamıyor insan çoğu şeyi.Anne değilim ve bu dünyadan o duyguyu tatmadan gitmek istemiyorum. Merve'nin Derki'deki yazılarının da takipçisiyim artık:)
Esra Baruter 30 Ekim 2008
Merhaba Merve, Madem istediğimizi yazabiliyoruz, ben kızın Leyla'nın da mutluluk ve sevgi hakkındaki fikirlerini merak ederim. Onunla kısa bir röportaj mı yapılır, yoksa sorularına cevabı bir sonraki yazında mı yayınlarsın bilmiyorum ancak merak ediyorum annesi Merve olan birinin düşüncelerini :-)
Hakan Arabacıoğlu 13 Ekim 2008
hitlerle ilgili benim görüşlerimde seninle tamamen aynıdır. ben de inanırım ki hitler çevresinde ona destek veren onu kabullenen ve onu yücelten o insan grubu olmasaydı, hitler olamazdı. belki sadece bir seri katil olabilirdi. huzur ve mutlulukla ilgili kafama takılan bişey var. içimizdeki huzuru ve mutluluğu biz yakaladıktan sonra bunu en yakınlarımıza nasıl bulaştırabiliriz?
muge 7 Ekim 2008
keşke hitler hiç yaşamasaydı...hitleri oluşturan ve güçlendiren koşulları ne yazık ki,şu anda kendini kurtarmaya çalışan ekonomik sistem yaratmıştı. her zaman olduğu gibi seni ilgi ve beğeni ile takip etmeye devam ediyoruz.. sevgiyle kal merve..
Günhan 6 Ekim 2008
Her gece yatarken aynı duayı ederim ben biliyor musunuz? Huzur ve mutluluk bağışla bana.Sadece huzur ve mutluluk.Bir de çok sık derim ki yaradana ; verdiğin ve vereceğin şeyler için şükürler olsun.Mutsuz zamanları yaşadığımızda bu anlar gelip önümüze konduğunda değerini daha çok anlıyoruz belki de mutluluğun.Mutsuz zamanlarınızda bir çocuğun minik kafasına dokunun.Öyle bir yaşam enerjisi dolacak ki içinize.Benim öyle oluyor.Önemli olan mutluluğunda mutsuz anlarında yaşamdaki değerini bilmek der ve bir Cemal Süreya dizesiyle bitiririm yazımı:kim istemez mutlu olmayı ama...mutsuzluğa da var mısın?
murat kalaç 6 Ekim 2008