9 Ekim - 22 Ekim tarihleri arasında İstanbul'dayım. Yüz yüze görüşmek için bana buradan telefonla veya eposta ile ulaşabilirsiniz
Anlamaya çalışmak, "sen - ben" yerine "biz"e geçmek, kafayı doğruya yanlışa takmayı bırakmak, gerçek sevgiye kendini açmak, karşı tarafın ihtiyaçlarını duymak... Barışçıl İletişim'i çok güzel özetleyen bir yazı bence bu. Paylaşmak istedim. Çocuklar Gülsün Diye blogundan aldım.

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:

- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?

- Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.

- Ne oldu, nasıl oldu?

Devamı için kayıt olun...

Yorumlar  

#1
gerçekten harika çok etkileyici...
hanife 8 Haziran 2012
#2
Bende göz yaşlarımı tutamadım hikayedeki baba gibi. Bende bir anneyim, yaz tatillerimiz hariç çok kötü bir çocukluk geçirdim. Yaz tatillerim güzel geçiyordu çünkü annem ve babam yanımda olmuyordu. Yasaksız kuralsız bir şekilde çıplak ayak kir toz içinde gönlümce anneannemin, teyzemin bahçelerinde arkadaşlarımla oynuyordum. Şimdi 31 yaşındayım ve ne zaman o arkadaşlarımı görsem çocukluğumuza dönüp çok eğleniyoruz ama ailemin yanındayken hala gerginim. Bu anılarla büyüyen bi anne olarak çocuklarımı eğlence içinde büyüttüm çok şükür ve her gün kerelerce "seni seviyorum" diyorlar bana :) buda insanın ruhundaki tüm acıları dindirmeye yetiyor...
Çocukluk yaraları kesinlikle iyileşmiyor. Çocuklarımıza bir kanepenin kirlenmesinden, bir bardağın kırılmasından yada kıyafetlerinin kirlenmesinden daha fazla önem verelim lütfen...
Bu maddelerin tamiri var ama onların ruhundaki yaraların tamiri yok...
Herkese eğlenceli günler dilerim :)
Selcen 28 Haziran 2012
#3
Merhaba Selcen Hanım,

Çocukluk yaralarının iyileşmediğine katılmıyorum. İyileştirmeye çalışmadıysanız, veya doğru metodu bulamadıysanız böyle olabilir. O açık yaraları taşımanız sizin de enerjinizi emer götürür. Sitedeki İçinizdeki çocuk meditasyonunu bol bol yapmanızı öneririm.
Hakan Arabacıoğlu 28 Haziran 2012
#4
DOĞAN CÜCELOĞLU G.antebe geldiğinde bizede anlatmıştı .O kadar etkilenmiştim ki ,eve giderken yol boyunca bu konuyu düşünmüştüm.Oglum Emir'e ödevini yaptın mı ?ödev çok mu ?test çöz !!!den başka bişey demediğimi farkettim içim acıdı ..davranışımı değiştirdim hava şartları ne olursa olsun karda yagmurda sıcakta oglumla oynayıp daha sonra ders yapıyoruz .oglum mutlu dersleri iyi ben çok huzurluyum onunla çocukluguma dönüyorum inanılmaz keyifli..
eda 13 Ekim 2012
#5
tesekkur ederiz.
anna 4 Nisan 2013
#6
sadece çocukluğumuzda değil şimdi bu yaşımızda bile kendimize mutlu olma şansını tanımıyoruz.belki de işimiz ilgili başarısızlıklarımız,kendimize yaptığımız haksızlığın bir sonucu olarak geri dönüyor.çocukluğumuzu kurtaramayız, ancak bugün hala elimizden bir seyler gelir,
kendimiz ve çocuklar için....
muazez burcu kaya 16 Nisan 2013
#7
Gercekden cok etkilendim, hatta kendi cocuklugumla mukayise etdim. 50 50ye diyelim bende,biraz shansliyim biraz sahanssiz. ama optimis oldugumdan chocuklugumda yashadigim bazi tatsiz olaylari,hayata ders gibi ve ya daha dolgun olmam icin anliyorum. yani,, am cok begendim bu seminari, kendi chocuklarima, hatta etrafima sunucam. size teshekkurler.
Zernishan 30 Nisan 2013
#8
ne güzel, ne anlamlı bir yazı...çocuğum yok ama bende yeğenlerimi her gördüğümde önce "okul nasıl gidiyor, ders çalıştın mı bugün" diye sorduğumu farkettim...Bugün doya doya oynadın mı demek hiç gelmedi aklıma.Birde iyi bir teyze olduğumu düşünürüm.Süper bir farkındalık oldu. Paylaşımınız için çok teşekkürler...
ayse 21 Mayıs 2013
#9
Yazıyı okuyunca bizim halimizi tasvir ediyor, dedim önce. Oğlumun davranışlarını, bizim onunla tek iletişim şeklimizin "ödevini bitirdin mi, yatma saatin geldi, onunla oynama, ellerini yıka" şeklinde olduğunu ve bizim söylediğimiz her şeye olan mutlak kayıtsızlığını gözümün önüne getirdim. Okuldaki problemler de aynen öyle. "Hayır" dediklerimizin "evet olsa ne olur"a dönüşmesini hedeflemişken bu yazıyı okudum ve çok etkilendim. çocuklarımız için neredeyse maddi gücümüzün tamamını veriyoruz ama manevi olarak verdiklerimiz sanırım % 20'yi geçmez. Onunla geçirdiğimiz güzel zamanları hemen ertesi gün koşa koşa okulda öğretmenine anlattığını duyduğumda da bunun onun için ne kadar önemli olduğunu anladım. Bütün bunları farketmemize yardımcı olduğunuz için teşekkürler.
Özlem karabaltaoğlu 19 Aralık 2014
Yorum ekle