9 Ekim - 22 Ekim tarihleri arasında İstanbul'dayım. Yüz yüze görüşmek için bana buradan telefonla veya eposta ile ulaşabilirsiniz

Geçen gün bir türlü adım atamayan bir danışanımla konuşuyordum. O adımı atarsa sevdiği kişileri üzmekten korktuğunu söyledi. Onlar üzülünce de o üzülüyormuş, yani üzülmekten korkuyormuş.

Gelin aşağıdaki iki cümlenin içindeki muazzam çelişkiye birlikte bakalım:

Üzmekten korkuyorum, (çünkü)
Üzülmekten korkuyorum.

Yani:

Üzmekten korkuyorum = Başkalarının hissettiklerinden ben sorumluyum.
Üzülmekten korkuyorum = Kendi hissettiklerimden ben sorumlu değilim.

Kendini hissettiklerinden sorumlu tutmayan bir kişi, başkalarının hissettiklerinden sorumlu olabilir mi?

Şöyle bir örnek vereyim: Aynı şakayı üç ayrı kişiye yaparsınız, birisi aldırmaz, birisi çok güler, birisi de kızar. Onların hissettiklerinden siz sorumluysanız, neden hepsi farklı tepkiler veriyor?

Psikolog Marshall Rosenberg diyor ki: Bize iyi çocuk, iyi anne ve baba olmak öğretildi. Eğer bu iyi şeylerden biri olacaksak, o zaman depresyonda olmaya da alışmamız lazım. Depresyon "iyi" olmanın ödülüdür.

"İyi" olmak için "Aman üzmeyeyim, kırmayayım, aman tatsızlık çıkmasın" derken duygularını içinde hapseden ve bu yüzden de hem duygusal hem de fiziksel olarak şişen birçok insan tanıyorum. İyi insan olmak için kendini feda ediyor. Bunu yaptıkça da kendinden kopuyor. Gerçek olanı unutup sahte olana alışıyor.

Başkalarını üzemezsiniz. Onlar üzülmeyi seçmediği sürece onları üzmeniz imkansız. Sizin içinizde olup biten bir şeyden de başkası sorumlu olamaz. Artık hissettiklerinizin sorumluluğunu alma zamanı. İyi çocuk olmaktan vazgeçip kendiniz olma zamanı!

Hissettiklerinizle tanışmak, kendinizle yeniden bağlantıya geçmek, kendinizi açıkça ifade edebilmek için Barışçıl İletişim anketinden faydalanabilirsiniz.

İlgili Yazılar

Yorumlar  

#1
hakan bey bu bi huy bi alışkanlık 40 yıl sonra bile değişebilirmi
ZEYNEP 26 Temmuz 2011
#2
tsk ederım ne kadar dogru ve gercek ama ınsanlarımız sahte yalan dosylugu sevıyor kesk herkez ıcınden geldıgı gıbı yasayıp ıcındekını ıfade edebılse herzamankı gıbı guzel bır konu terbrıl ederım basarınız devam etsın dılınıze saglıkk sevgıler
SİMAL BALAMUT 26 Temmuz 2011
#3
Mutlu etmek istiyorsanız önce siz mutlu olmalısınız.Siz kendinizi nasıl görüyorsanız , sizide öyle görürler.kendinizi hiç bir şeye ve kimseye adamayın.kıymetiniz bilinmez hep daha fazlası beklenir.Siz kendinizi sevdiğinizde , iyi güzel akıllı bulduğunuzda sizi severler , güzel ve akıllı olduğunuzu farkederler.yani değişim içerden başlıyor.
Neslihan Erol 26 Temmuz 2011
#4
Düşündüklerimizi söylemedikçe bişey olmaz sanıyoruz.Etkilenmeyiz sanıyoruz. Bu yüzden bastırıyoruz. Oysa korkularla beslenmesi için ve büyümesi için zaman tanıyoruz ona.Yazının sonundaki anket gerçekten görmek istemediğimiz gerçeklerle yüzleşmeyi sağlıyor. Ben denedim. İfade etme gücünü arttırıyor. Yüzleşmeyi sağlıyor.İyi iş çıkarmışsınız. Dediğiniz kadar işe yarar olmuş. Farkındalık durumunu arttırıyor. Galiba farkındalık arttıkça da sorunlar, "devasa sorun" olmaktan çıkıyor.
Sema YILMAZ 26 Temmuz 2011
#5
Sizden öğrendiğim en akla uygun şey bu oldu, baskalarinin duygularini birakip kendiminkilere odaklaninca hayatımın bu kadar hafifleyecegini ummazdim, adım adım ilerliyorum. Kattiklariniz icin hep teşekkür ediyorum.
derya utku 27 Temmuz 2011
#6
Yaşadıklarınızı tercihleriniz belirler.Tercihlerinizin sorumluluğunu almaya hazır olduğunuz zaman yaşadıklarınız sorun olmaktan çıkar bu birçoğu için yapılması zor bir iştir ama bir kere farkındalık kazandığınız zaman ne kendinizi ne başkalarını suçlamazsınız artık.Mazret üretmeye çalışmak yerine çözüme odaklanırsınız yaşadıklarınızı önce özümser kabullenir ve ileriye gitmek için varolan potansiyelinizi yaratıcılığınızı kullanırsınız sorgularsınız...
Emir Dilara ÜÇÜNCÜOĞLU 27 Temmuz 2011
#7
haklısınız hakan bey. ben de öyle bir insandım. Ama baktım karşımdaki insanlar mutlu mesut hayatlarına devam ederken , ben üzüntü mutsuzluk içerisindeyim , olmayacak bu böyle dedim. Şimdi karşımdaki insanların çoğu verdiğim tepkilere üzülmüyorlar, ya da üzülen olsa bile haklıysam eğer takmıyorum. Bu şekilde çok mutluyum. Dediğiniz gibi artık duygularımı içime hapsetmiyorum. Değişmek Güzel :D
fatma 28 Temmuz 2011
#8
bu yazı tam benlik olmuş,beni ifade ediyo...çok teşekkür ederim bu yazı tamda bugün çok işime yaradı
sibel 28 Temmuz 2011
#9
Hakan Bey bir şey sormak istiyorum.kendi hissettiklerimizi her zaman ön planda mı tutmalıyız.bu konuda aklım çok karışıyor.ilişkilrde sorun varsa hep kendi hislerimizi mi düşünmeliyiz ve yine aklım karışıo böyle yaparsam sanki karşı tarafın hislerini umursamaz hale gelicem diye korkuyorum.burda da bir çelişki mi var.yardım lütfen..
Çiğdem 9 Ağustos 2011
#10
Merhabalar yazıya tamamiyle katılıyorum kendimi bildim bileli hep başkalari için bişeyler yaptım hep başkaları üzülmesin diye ben üzüldüm ama kimse benim için parmağınnı bile kıpırdatmadı büyük acı anlatılır gibi değil Ama sonunda bittim tükendim kendim için bişeyler yapmaya çalıyorum artık. kimseye yaranılmıyor kimsede sizin yaralarınızı sarmıyor. özetle çok geç anladım keşke daha önce anlasaydım da bu kadar acı çekmeseydim diyorum. İyi insanlara duyrulur sizi kimsenin üzmesine izin vermeyin kimse için de üzülmeyin
yıldız 18 Haziran 2012
Yorum ekle

Okuduğunuz yazıyı beğendiyseniz, uygulamaları da içeren üyelere özel yazıları okuyabilmek ve sitedeki güncellemelerden haberdar olmak için üye olabilirsiniz.