9 Ekim - 22 Ekim tarihleri arasında İstanbul'dayım. Yüz yüze görüşmek için bana buradan telefonla veya eposta ile ulaşabilirsiniz

Bazen hayat bir bilgisayar oyunu gibi geliyor. Bir seviyeyi atlamadan öbür seviyeye geçemiyorsunuz. O seviyeyi geçene kadar da hep aynı tipte karakterler karşınıza çıkıyor. Gelenin tipi değişse de sizi hep aynı yerinizden vuruyor, sizi hep aynı şekilde incitiyor.

Sizi inciten şey her ne ise, onu bir de genellediniz mi, o zaman işler iyice karışıyor: "Bütün erkekler, kadınlar, patronlar birbirinin aynıdır" gibi. Halbuki  onu birçokları içinden siz çektiniz ve seçtiniz. Onunla yola devam etmeye siz karar verdiniz.

İşin püf noktasını keşfedip bulunduğunuz seviyeyi atlayana kadar hep aynı tiplerle oynamaya devam ediyorsunuz. Gözden kaçırdığınız şeyi bulup düzeltene kadar...

Bütün bu aynıların içinde artık yeniye merhaba demek istiyorsanız, yapabileceğiniz birkaç şeyi hemen burada sıralayayım:

Tepkilerinizi değiştirin. Karşınızdaki kişiye kızmaya başladığınızı fark ettiğinizde genelde ne yapıyorsanız, gidin hiç yapmadığınız bir şey yapın. Mesela gidip dişlerinizi fırçalayın. Böylece kendini tekrar eden döngüyü kıracak, otomatik tepki vermeyi bırakacaksınız. Tepkileriniz sizi yönetmeyecek, siz tepkilerinizi yönetmeye başlayacaksınız.

İletişimle ilgili neyi farklı yapabileceğinize bakın. Her olumsuz duygu, karşılanmamış bir ihtiyaçtan doğar. Diyelim ki çok sinirlendiniz, kendinize sorun: Benim aslında neye ihtiyacım var? Hangi ihtiyacım karşılanmadığı için sinirlendim? Bulduğunuz cevabı karşınızdaki kişiyle de paylaşın. "Şuna ihtiyacım vardı ve bu ihtiyacım karşılanmadığı için şu davranışın karşısında sinirlendim" gibi. Ve sonra ihtiyacınızı giderin.

Önceki ilişkilerinizden getirdiğiniz birikmiş üzüntü ya da öfkeyi temizleyin. Bunu yapmadığınız sürece, yaşadığınız her olayı sizi yaralayan olaya benzetip otomatik tepki vermeye devam edeceksiniz. Geçmişle ilgili depoladığınız yükü temizlemeden hayatınızın değişmesini beklemeyin. (Temizlik için buradaki mektup şablonunu kullanabilirsiniz.)

Olaylara büyük pencereden bakın. Kişiselleştirmeyin. Büyük resimde olan bitenin o an hiç bilmediğiniz bir anlamı olduğunu hatırlayın. O anki çatışmanın 10 sene sonra hiçbir anlamı kalmayacağını düşünün. "Yaşadığım bu durum bana ne öğretiyor, bundan ne ders çıkarabilirim?" diye kendinize sorun.

Varsayımda bulunmayın. "Bana çiçek getirmedi, demek ki beni sevmiyor." Neden çiçek getirmediğini öğrenmeye, anlamaya çalışın.

Beklediğiniz şeyi önce siz verin. İlgi bekliyorsanız, ilgi; anlayış bekliyorsanız anlayış... Yani bulmak istediğiniz şeyi önce kendinizde yaratın.

Bu yazıyı okuduktan sonra, "söylemesi kolay ama" diyerek söze başlamayın. Yazıyı tekrar okuyup gerçekten küçük küçük de olsa neleri değiştirebileceğinize bir daha bakın.

Yorumlar  

#1
Çok güzel bir yazı... teşekkür ediyorum...
aslı güzel yıldız 4 Ekim 2010
#2
Evt gerçekten çok güzel bir yazı
şenay 5 Ekim 2010
#3
bazı gerçekler yadırganamaz, ve bu yazı çok güzel açıklıyor içinde bulunduğumuz o garip reflekslerimizi,sinirli hallerimizi, hazır cevaplığımızı...
Arzu Demir 5 Ekim 2010
#4
ZORSA BAŞARIRIM MUTLAKA AMA İMKANSIZSA BİRAZ ZAMAN ALIR

O KADAR......
ZEYNEP 6 Ekim 2010
#5
HAKAN BEY size sonsuz teşekkürler
tam hayatım yine kötüye gidiyor derken sizden bir mail alıyorum hem de sorunum olan konuyla ilgili.
nasıl bir çekim gücü bu bilemiyorum.hayatımı kolaylaştırdığınız için tekrar teşekkür ederim
didem 6 Ekim 2010
#6
ne güzel açıklamışsınız içinde bulunduğumuz durumları teşekkürler.
ferayi türkyılmaz 6 Ekim 2010
#7
Güzel bir yazı teşekkürler paylaşımınız için.
meral horasanlı 12 Ekim 2010
#8
Olumlamalarınız, şükran cümleleriniz ve yazılarınızla bana ve çevreme katmış olduklarınız için teşekkürler... Sevgiler...
Ülgen Didem 20 Ekim 2010
#9
Teşekkür ederim hakan bey yazılarınız şuanki durumuma o kadar iyi geldiki,sevgiyle kalın
AYFER FIRAT 4 Aralık 2010
#10
Bende herkese 4 sihirli kelime söylemek istiyorum

Özür dilerim
Lütfen beni affet
Seni Seviyorum
Teşekkür ederim.

Zero limit'i herkesin okumasını tavsiye ederim. Harika bir kitap yazarı Joe Vitale

Herkesi seviyorum.
serap doğru 7 Ocak 2011
#11
Cok guzel ve faydali bir yazi, tesekkur ederim paylastiginiz icin.
'Beklediginiz seyi ilk once siz verin.' kismina takildim.
Bekledigimiz sey ilgiyse ilgi gostermek ne kadar faydali ki. Karsimizdaki insan daha fazla ilgi istemedikten sonra daha fazla ilgi gostermek sadece daha da mutsuzluk verici olmaz mi?
derya 9 Mayıs 2011
#12
sevgilimle iki yıllık bir ilişkimiz var ve bu iki yıllık birikime rağmen çok ciddi iletişim problemlerimiz söz konusu ve bununla nasıl başa çıkacağımı gerçekten bilemiyorum umarım burada okuduklarım faydalı olur...
özge 3 Haziran 2011
#13
Sizinle hayat ne kadar da kolay..bakış açımı değiştirmeme yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim..iyi çalışmalar
Kübra 15 Ağustos 2011
#14
bu yazıyı çok beğendim, alışkanlıklar beyne vurulmuş kelepçelerdir diye bir söz okumuştum ve beni çok etkilemişti...işin aslı yeterince etkilememiş, sadece "çok" etk,lemiş olmalı ki nbu yazıyı okumaya iştahla sarılmışım:sad:kelepçeler her yerde,tabi ki anahtaralrda öyle.yeter ki bulmayı isteyelim! öyle ya anahtarın olması yetmez eğer ki biz göremezsek... teşekkürler hakan bey, şu an bir ümit daha doğdu içimde, umarım yaşatabilirim:-) jetezik
melek 4 Şubat 2012
Yorum ekle

Okuduğunuz yazıyı beğendiyseniz, uygulamaları da içeren üyelere özel yazıları okuyabilmek ve sitedeki güncellemelerden haberdar olmak için üye olabilirsiniz.