Yazdır

Etrafımdaki insanlara bakıyorum. Bazıları mutsuz, kaygılı, kafaları karışık.

Kafaları karışık çünkü hayattan ne istediklerini bilmiyorlar. İşin daha ilginç tarafı, ne istediklerini sormak akıllarına da gelmiyor. Biraz bunu düşündüm. İnsan ne istediğini kendisine sormaktan gerçekten kaçar mı diye... Ve gerçekten kaçabilirmiş, onu fark ettim. Gelin bakalım niye:

Peki bütün bunlardan sonra, "Ben ne istiyorum?" sorusunu kendinize sormaya ve kendi istediğiniz adımları atmaya karar verdiniz. Bu sorunun yanıtını nasıl arayacaksınız? Oturup meditasyon yapar gibi gözlerinizi kapayıp "Ben ne istiyorum, ben ne istiyorum?" diye tekrar mı edip duracaksınız?

Bence bu kadar abartacak bir şey yok. Çünkü sizin de aşkla, tutkuyla yaptığınız şey bu kadar yılda zaten bir yerlerden ortaya çıkmıştır. Ben ortaokul 3. sınıf bitene kadar teneffüse bile çıktığımı hatırlamıyorum. Çünkü her teneffüste yanımda götürdüğüm flütümü çalardım. Evde de meşhur şarkıcıların kasetlerine flütümle eşlik ederdim. Saatlerce sürerdi bu. Bunu bir çocuğa zorla yaptırabilir misiniz? İşte tutku böyle bir şey. Hayatınıza bir bakın, bu kadar tutkuyla yaptığınız neler vardı?

Siz de yukarıda saydığım kişilerden bazılarına benziyorsanız, gelin yeniye doğru bir adım atalım. Günlük koşuşturmacalarımızdan başımızı kaldırıp şu üç sorunun yanıtını arayalım: 90 yaşında kendinizi nasıl görmeyi hayal ediyorsunuz? Şu anda o yolda mı yürüyorsunuz? O 90 yaşındaki hayalinize varmak için şu anda hayatınızda yapabileceğiniz en küçük değişiklik nedir?

Bazen bir soru bir hayat değiştirir. Bugünden yarına değil ancak çok ileriye baktığınızda ne istediğinizi çok daha rahat bulacaksınız.

Bu yazı 28.11.2009 tarihli Habertürk gazetesinde yayınlandı.

İlgili Yazılar