Geçenlerde arkadaşım Merve'yi ziyarete gitmiştim. Biz sohbet ederken, 6 yaşındaki kızı da arkadaşıyla evin içinde koşturarak oyun oynuyordu. Zaman zaman da bağırıyorlar ve kapıları çarpıyorlardı.
Bir kapı 3. kez gürültüyle çarptığında arkadaşım sohbete ara verdi. Kalktı ve sakince kızının oynadığı odaya giti. Kapıyı araladı ve sakince "Sen böyle kapıları çarptığında, gürültü yaptığında ben sohbet edemiyorum, Hakan`ın anlattıklarını duyamıyorum" dedi. Geri geldi, sohbete kaldığımız yerden devam ettik. Bir daha hiç gürültü çıkmadı.
Azarlama yok, uyarı yok, talep yok! Sadece kendini ifade var...
Bana özellikle ilişki koçluğu için gelen kişilerle aşağıdakine benzer dialogları yaşıyoruz:
- Sevgilim beni arayıp, kısa konuşup telefonu hemen kapattığında rahatsız oluyorum. (Burayı sizi rahatsız eden herhangi bir durumla değiştirebilirsiniz)
- Peki siz bu rahatsızlığınızı dile getirdiniz mi?
- Hayır getirmedim.
- Peki o halde o bunu nereden bilecek?
Tüm ilişkilerimizde kendimizi ifade ettikçe, karşı tarafın ihtiyaçlarımızı daha kolay anlamasını da sağlamış oluyoruz. Böylece iletişim başlamış oluyor.


Merhaba Nurdan Hanım, ilişkide eksikliğini hissettiğiniz, yani aradığınız şeyi vermek harika sonuçlar doğurabilir. Anlayış beklediğinizi belirtmişsiniz. Kendinizi anlatmaya çalışmak yerine ilk adım olarak karşınızdakini anlamaya çalışmak da bir adım... Üyelere özel bölümündeki Barışçıl İletişim yazısı bu konuda size yeni bir bakış açısı verecektir.
Hakan Arabacıoğlu 7 Mayıs 2010
kendimi cok iyi ifade ettiğim halde 3 cü kocam beni nalamadı bazen karsınızdaki kişiler anlamıyorlar sizi o zaman ne yapmamız lazım kendimi iade eymek için 2 sene uğrastım ama naladı ve ayrıldık cvp verirseniz sevinirim simdiden tşkel
nurdan yıldırım 6 Mayıs 2010
yazıyı okuduktan sonra benim de kızımla iletişimim değişti artık ona kendimi ifade ederek konuşuyorum aynı şekilde kızım da anlatmaya başladı hayatıma yeni bir bakış açısı kattığınız için teşekkürler....
aylin 11 Aralık 2009
Sevgili Hakan’ın yazısını okuduğumda, yıllar önce İngiltere’de yaşadıgım bir olay aklıma geldi. Sizlerle de paylaşmak istedim. İrlandalı bir anne, Mısırlı bir babanın, 1.5 ve 3 yaşlarındaki iki çocuğuna Au-Pair’lik (anne yardımcılığı) yapıyorum. Evde ilk günlerim ve de anne bana yardım ediyor çocuklara alışmam için. 3 yaşında olan kızın banyo saati ve onu benim yıkamam gerekiyor. Kızı banyoya sokacağım ama bana direniyor, annesini istiyor doğal olarak ve bağıra bağıra ağlıyor. Anne bu aşamada ilgisiz kalıyor ve müdahale etmiyor. Nihayetinde banyo faslı bitiyor. Kızının giyinmesine yardım ederken söylediği bir şey dikkatimi çekiyor. Anne büyük bir insanla nasıl konuşur gibi onu karşısına alıyor ve durumu gayet mantıklı bir şekilde izah ediyor. Benim onlarla belli bir süre yaşayacağımı, evde onlar olmadıgı zaman sorumluluğun bende olduğunu ve kurallara uyması gerektiğini. Ondan sonra da artık hiç bir sorun çıkmıyor. Bu olaydan benim çıkardığım sonuç şuydu. “İlişkiler” önce bizler daha çocukken aileden başlıyor. Sonrasında da onu özümseyip bizim kendimizi “ifade etmemiz”e kalıyor durum.... Kendimize dürüst olalım, İlk adımı kimden bekliyoruz ya da biz mi atıyoruz? Her şeyi karşıdan beklemiyor muyuz sizce?
Işık E. 3 Kasım 2009
Kenidini ifade etmek karşındaki insan tarafından yanlış anlaşılabiliyor kimi zamaman ama sınırlar baştan çizlmeli yoksa geç olabilir.
ebru 2 Kasım 2009
Sevdiklerimize, arkadaşlarımıza kendi sınırlarımızı çizmemiz veya bidirmemiz onların hata yapmasını engeller.
erkan tekin 26 Ekim 2009
Her şeyden önce kendimizi ifade edebilmeyi öğrenmek gerekiyor sanıım.Sevgiler...
Elif 25 Ekim 2009